Acil Servis ”Grubu kurarken amacımız Türkçe sözlü rock yapmaktı. Bunu nispeten genç bir yaşta, pek de kabul görmediği bir dönemde yaptık”

Merhaba, Öncelikle Sizinle Röportaj yapmak benim için büyük bir onurdur, onu belirtmek isterim. Acil Servis köklü bir grup, birazdan detaylara ineceğiz, ama sizleri ilk kez bu satırları okurken tanıyacak olan okurlarımız için, hikayenizi kısaca bizimle paylaşır mısınız?.

Orhan: O onur bize ait, çok kibarsın 🙂 Ertan ve Soner aynı apartmanda büyümüş iki çocukluk arkadaşı. Çok genç yaşta birlikte müzik yapmaya başlamışlar. Yeni şarkımızın kayıtlarında bize çok yardımcı olan Adil Sadak’la Coda isimli bir grupları vardı. Benim de üniversite yıllarında ilk grubum olan Seagull’da Ertan’la çalışma şansım oldu. Aynı yıllarda yine benim üniversiteden arkadaşım Emre Karabulut, Çetin’le birlikte Mask adında bir grupta çalıyordu. Bu gruplar bir süre sonra dağıldı ve Çetin’le yeni bir grup kurmak istedik. Ertan, Soner ve Emre’nin de katılımıyla 1991 yılında Acil Servis kuruldu. 1992’de o dönem yeni yeni popüler olmaya başlayan Taksim canlı müzik dünyasına adım attık. Hem coverlar çalıyorduk hem de bestelerimizi. Birkaç yıl içinde albüm yapacak kadar bestemiz olmuştu ve 1995’de kayıtlara başladık. İlk albümümüz ‘Küçük Adam’ 1996 yılında yayınlandı ve olaylar gelişti 🙂

Çetin: Orhan’ın kaldığı yerden devam edeyim. Bilahare biraz uzun denebilecek bir aradan sonra 2010 senesinde de “Dur, Bekle” isimli ikinci albümümüzü yayınladık. Yaklaşık olarak son beş senedir de gruptan ayrılan Emre’nin yerine, gitarda Arif Deniztoker’le yolumuza devam ediyoruz.

Ertan: Öncelikle ben de bu röportajın önem ve değerinin altını çizmek istiyorum. Gurur duyduk. Sadece kendimiz için değil, ayrıca bizimle ilgili konuları merak edip buradan okuyacak herkes için de size ve okuyacakları için de tabii ki onlara da çok teşekkür ediyorum.

Aslında 27 yılı hem kısaca hem de hakkıyla özetlemek imkânsız gibi. Detaya girmeye kalkarsak da roman olacak. Bu yüzden ben de kendimce farklı bir noktaya daha değinip mecburen asıl hikâyeyi geçiştireceğim. Grup kurulduğunda ortalama 22 yaşında üniversiteli gençlerdik. İlk aklıma gelen isimleri sayıyorum Barış Manço, Cem Karaca, Engin Yörükoğlu, Kerim Çaplı, Orhan Atasoy, Yavuz Çetin gibi efsanelerle aynı sahneleri paylaşıyor. Aynı ortamda bulunuyor. Sohbet edebiliyor. Aynı sahneye çıkıyor, biz onları onlar bizi en önden dinleyip izleyebiliyorduk. Masal gibi, rüya gibi zamanlardı. Üstelik biz de bunun kısmen de olsa farkındaydık. Kısmen diyorum çünkü o zamanı yaşarken kimin gidip kimin kalacağını bilemiyorduk. Adeta hepimiz tüm sevdiklerimizle, ağabeylerimizle birlikte Dünyaya kazık çakacakmışız zannedercesine yaşıyorduk. Şimdi de öyle yaşıyoruz çünkü hayat böyle zannetmemizi sağlıyor. Konuyu dağıtmayalım. Kurulduğu günden bu yana hepimiz hep hayatımızın merkezinde Acil Servis’le yaşadık. Yayınladıklarımızın en az iki katı kadar da içimize sinmediği için yayınlamadığımız bestemiz oldu. Belki de bu kadar zor beğenen insanlar olmasaydık bu güne kadar 2 yerine en az 6 tane albüm yapmış olabilirdik. Grubumuza tek başına bir şeylere karar verip hepimizi o karara ikna etmekle yükümlü bir lider seçmedik. Ama doğru ama yanlış bu bizim ortak tercihimizdi. Onun içindir ki Acil Servis’in müziği onu çalan beş kişinin karar ve zevkleriyle oluşan benzersiz bir parmak izi gibidir. Bunun yan etkisi olarak bir şeyleri çabuk çabuk hayata geçirmek bizim için pek de kolay olamıyor. Hep dilediğimiz gibi bundan sonrası için daha hızlı, olabilmeyi dilemeye devam ediyoruz. Yine de kendi yaptıklarımızı acımasızca eleştiriyor olmamız inanıyoruz ki müziğimize de bir fark, bir değer katıyordur. Açıkçası ben bu şekilde düşünerek kendimi teselli etmeyi tercih ediyorum.

”Sami Ertan Kızıltan, Batu Mutlugil, Kerim Çaplı ve konserde emeği geçen müzik klübü tayfası”

1996 yılı Rock piyasamızın milad yıllarındandır ve bende o yıllarda sert müzikle tanışan biriyim ve bugün artık efsane kabul edilen ilk albümünüz ‘’Küçük Adam’’ o yılların en sarsıcı albümlerinden biriydi, kliplerinizde keza öyleydi. Size göre o albümü efsane yapan neydi? Ve bu başarıyı bekliyor muydunuz ? O Yıllara dönünce neler hissediyorsunuz?

Orhan: Efsane olarak nitelemek bize düşmez tabii ama kendi adıma bu albümü yaptığımız dönem hep mutlu hatırladığım bir dönem. Grubu kurarken amacımız Türkçe sözlü rock yapmaktı. Bunu nispeten genç bir yaşta, pek de kabul görmediği bir dönemde yaptık. Şarkılarımızı çok popüler olsunlar diye değil içimizden geldiği gibi, dinlemeyi  sevdiğimiz tarzda yaptık. Belki de dinleyenler bu yüzden samimi ve farklı buldu.

Ertan: Aslında Acil Servis’in Küçük Adam albümü hem bizi dinleyen arkadaşlarımızın hem de aynı sahnelere çıktığımız diğer gruplardaki bazı müzisyen arkadaşlarımızın ısrarları sonucunda hayata geçebildi. O parçaların hemen hemen hepsini sahnede yıllardır çalıyorduk. Takipçilerimiz, bizi sahneye çıktığımız mekânlarda yalnız bırakmayan çok değerli arkadaşlarımız, albüm yapın diye, diye, diye en sonunda o albümü yapmamızı sağladılar. Café Guitar’da sahneye çıkan efsane Azeri rock grubu YUHU’nun besteci ve bas gitaristi İbrahim’in o sempatik Azeri şivesiyle bağıra bağıra “ALBOM YAPIN. AC/DC KİMİ GURUPSUNUZ. ALBOM YAPIN.” diye azarlayışını hiç unutmam. Bizi buna mecbur etmek için verdikleri emek çok büyük. Bütün arkadaşlarımızın tek tek isimlerini sayabilmek mümkün değil maalesef ama onlar kendilerini çok iyi biliyorlar. Hepsine bizi bu kadar sevip bu kadar inandıkları için sonsuz teşekkür ediyoruz. Rock müziğin evrensel dili İngilizcedir. Türkçe sözle rock müzik olmaz denen. Bu düşüncenin ortama hâkim olduğu günlerdi. Hadi Türkçe sözle rock müziğin değerini düşürmeden yapılabileceğini gösterelim herkese demiştik. Sonra anladık ki olmaz diye tutturan inatçı keçiler için yapılabilecek bir şey yok çünkü o inadından vazgeçmeyecek.Biz yaptık ve oldu işte desek bile o kabul etmeyecek. Bazıları muhalif olmak için dünyaya gelir. Olmuş diyenler beri gelsin. Olmamış diyenlerin de ellerinden öpüyoruz. Herkesin inandığı kendine. İşte bu yüzden ortada bir başarı var mı? Bu başarı neye göre başarıdır? Kime göre niye değildir? Bunlar hem uzun uzun konuşulabilecek, hem de havanda su dövmekten öteye gidilemeyecek konular.

Küçük Adam’ın ardından bayağı uzun bir ara verdiniz ve  2010 yılında hepimize sürpriz yaparak ikinci albümünüz Dur Bekle’yi yayınladınız. Konserleriniz her daim devam etti fakat sonrasında yine oldukça uzun bir ara ve şimdide yeni süpriz çalışmanız ‘’Sözlerini Bilmediğim Şarkılar’’ ile karşımızdasınız. Açıkçası sizi çok özlüyoruz, bu araların uzun olmasının sebebi nedir ve bundan sonrada yine bir ara olacak mı?

Orhan: Bence bunun hiç bir manalı ve mantıklı açıklaması yok 🙂 Çok sebep sayabiliriz, hayata dair, müzik sektörüne dair…  Ama geçerli sebepler değiller bence. Son yıllarda ise yeni bir şeyler yapmamanın eksikliğini eskisine göre daha çok hisseder olduk. Bu yüzden artık çok büyük bir ara olacağını sanmıyorum, daha doğrusu umut ediyorum.

Çetin: Bundan sonra daha sık görecekler diye düşünüyorum ben de. Yıllar geçtikçe içimizde biriken birçok şeyi sosyal medyada ve dijital platformlarda daha kolay ve daha çabuk paylaşacağız.  Dijital çağa ayak uydurmakta biraz gecikmiş olsak da Acil Servis bundan sonra daha sık karşılarına çıkacak. Hem yeni şarkılarla, hem yeni videolarla, hem stüdyo kayıtları hem de canlı kayıtlarla dinleyiciye daha kolay ulaşacağız, onlar tarafından da daha kolay ulaşılır bir hale geleceğiz diye düşünüyorum.

Ertan: Meğer ben biraz önce hikâyemizin neden kısaca özetlenemeyeceği konusuna değinirken tam da bu sorunun cevabını vermişim. Özetle Acil Servis bütün grup elemanlarının içine sinmeyen işleri yapmamayı tercih eden bir grup. Onun için bu zamana kadar denediğimiz pek çok şarkıyı sizlere hiç çalmadık. İçimizden bir kişi bile ben böyle bir müzik yapmak istemiyorum derse o şarkı iptal olur. Herkesin kendince farklı müzik zevkleri, tercihleri var. Acil Servis severler olarak ancak bu beş tane halkanın kesişme kümesine denk gelebilen parçaları dinleyebiliyorsunuz  İhtimaller ne kadar daralırsa üretim de o kadar yavaş oluyor çünkü daha önce yaptığımız şeylerin benzerlerini yaparak kendimizi kandırmayı da tercih etmiyoruz.

Acil Servis etkili müziğiyle olduğu gibi , yazdığı şarkıların sözleriyle de çok özeldir. Bugün bir çok grup suya sabuna dokunmazken, Acil Servis Yusuf Yusuf gibi yaşam izlerinin ağır bedelini sorgulayan şarkılara da imza atıyor. Rock’un duruşu açısından her zaman örnek gruplardan olarak gösteririm sizi ben, bu konu hakkında görüşleriniz nelerdir?

Orhan: Hayata ve insana dair şarkılar yapıyoruz. Bunun içinde yeri geliyor ‘Yusuf’ oluyor yeri geliyor’Dur, Bekle’… Özellikle bir duruş sergilemek gibi bir amacımız da yok, çok popüler olsun diye tekerleme kıvamında şarkılar yapmak da… İçimizden geldiği ve yaşadığımız şekilde müzik yapıp, söz yazıyoruz.

Ertan: Özellikle ters giden bir şeyleri protesto edeceğiz diye yola çıkan, siyaset yapalım diye yola çıkan veya müziğimizle Dünya görüşlerimiz hakkında mesajlar verelim diye yola çıkan müzisyenler değiliz. Söz yazarken bana etki eden, dokunan, kişisel veya toplumsal herhangi bir konuya değinebilirim. Ancak gruptaki herkes beğenirse, en azından rahatsız olmazsa Acil Servis’in şarkı sözü olabilirler. Bu kalite kontrol aşamasından geçerken genellikle içeriği zayıf sözler zaten elenmiş oluyor. Bu ortak bilinç sözünü ettiğiniz duruşu sağlıyor olsa gerek.

Ve büyük bir sürpriz yaparak mükemmel bir şarkı olan ’Sözlerini Bilmediğim Şarkılar’ı sevenlerinizle paylaştınız, bir de mükemmel bir klip çektiniz. Öncelikle şarkının çıkış noktasını bizlerle paylaşır mısınız ve elbette klip çekimleri , nasıl geçti?

Orhan: Teşekkürler 🙂  Hepimiz her gün değişiyor, bir şeylerden vazgeçiyoruz. Bazen küçük, bazen çok derinlemesine… İlişkilerimiz, alışkanlıklarımız, doğru olduğunu varsaydıklarımız, kendimizi tanımlama şeklimiz… Şarkının yola çıkış hikayesi bu. Provalardan sonra sahnede çokça çalma şansımız oldu ve kaydetmeye karar verdik. Klip çekimleri yorucuydu benim baktığım yerden ama en iyi klibe büyük emek harcayan yönetmenimiz Çetin anlatır sanırım bunu 🙂

Çetin: Daha evvel sektörde özellikle müzik videoları üzerine yaklaşık 150 projede prodüksiyon amiri ve yönetmen yardımcısı olarak çalışmış olduğum için ne kadar yorucu olabileceğini biliyordum. Her ne kadar sektörde olsam da daha evvel kendim bir klip çekmemiştim. İlk denemem olmasının getirdiği stresle çok daha yorucu oldu kendi adıma konuşmam gerekirse. Yine de sıkıntısız bir çekim süreci geçirdiğimizi düşünüyorum. Güzel yorumun için çok teşekkür ederim ama kendim şahsen mükemmel diyemiyorum tabii. İzlenebilir bir klip oldu sanıyorum, daha da güzel olabilirdi elbette. Bu klibi geride bıraktık, artık önümüzdeki kliplere bakacağız.

Ertan: Şarkıyı sözüyle müziğiyle Orhan yazdı. Onu buradan da tebrik ediyorum. Çok güzel bir beste yapmış. Hepimiz çok beğendik. İlk provalarından kayıtlarına kadar hepimiz kendi çalışımızla veya söyleyişimizle kısacası yorum ve performansımızla destek olmaya çalıştık. Uzun süredir sahnede de çalıyor ve klip çekip yayınlayacağımız yeni şarkımız diye duyuruyorduk. Bu safhanın nihayet geride kalmış olması beni çok mutlu ediyor çünkü yayınlanma süreci umduğumuzdan çok daha uzun zaman aldığı için bir yerden sonra kendimiz de dalga geçmeye başlamıştık. Bundan iki ay kadar önce şimdi emin değilim ya Ağaç Ev Kadıköy ya da Rocknrolla Beylikdüzü sahnesinde, “Yakında klip çekip yayınlayacağımız konusu yılan hikayesine dönmüş, eskiden yeni olan 😀 ama buna rağmen henüz yayınlanamamış bir parçamız olma statüsünde yer alan, Sözleriniz Bilmediğim Şarkılar adlı parçamızı çalacağız şimdi sizlere.” diye sunmuştum 🙂  Neyse ki o günler geride kaldı. Çetin’in de söylediği gibi artık önümüzdeki kliplere bakacağız .

’Sözlerini Bilmediğim Şarkılar ‘a gelen yorumlar nasıl ve ne yönde?

Çetin: Şarkıyı yaklaşık bir senedir çeşitli yerlerde çalıyorduk ve dinleyenlerden olumlu tepkiler alıyorduk. Şimdi single olarak yayınlamamızla birlikte çeşitli dijital kanallardan daha geniş bir dinleyici kitlesine ulaşmaya başladık. Bizi tanıyan ve İstanbul’da olmadığı için gelip bizi dinleyemeyen dinleyicilerimizin yorumlarını da merakla bekliyoruz. Şimdilik güzel gidiyor bakalım…

Ertan: Çok mutlu eden güzel yorumlar aldık. Müzisyen camiasından da şarkımızdan ve klipten beğeni ile söz eden birçok arkadaşımız oldu. Çok sevindik. Bu şarkının yayınlanmasının bizim için bambaşka bir önemi daha vardı. Bazı detayına girmek istemediğim sebeplerden halen dijital platformda hiçbir albümümüzle yer almıyorduk. Bu şarkıyı yayınlarken aynı zamanda Küçük Adam ve Dur Bekle albümlerimizi de dijital platformdan yayınlamaya başlamaya ve şimdiye kadar hayata geçirmemiş olduğumuz Acil Servis Official Youtube kanalını da açmaya karar vermiştik. İşte bütün bunların olması, adeta Acil Servis tarihinde bir milat gibi yeni bir dönemin başlaması, Sözlerini Bilmediğim Şarkılar’ın yayınlanması sayesinde gerçekleşti diyebiliriz. Grubumuza bundan sonrası için uğur getirmesini diliyorum. Bütün sevenlerimizden bizi Dijital platformda kanalımıza abone olarak, bildirimleri açıp takibe alarak, çevrimiçi olarak ve direkt Acil Servis’e ait kanallardan dinleyerek destek vermelerini rica ediyorum. Beğendiğiniz destek olmak istediğiniz grup veya müzisyenleri mutlaka kendi sanatçı sayfalarından, official kanallarından takip ediniz. Eğer bu konuya dikkat eder, önemser, bu şekilde takip etmeyi ve dinlemeyi olmazsa olmaz şeklinde alışkanlık haline getirirseniz onlara hem maddi hem de manevi olarak destek vermiş olacaksınız. Mutlaka yapacaksınızdır ama hazır bu konuya değinmişken röportajla birlikte Acil Servis’e destek olmak için bizi hangi kanallardan takip edebilecekleri hakkında okurlarınızla tam linklerimizi de paylaşmanızı rica ediyorum. Ben de kısaca özetleyeyim. Youtube’da Acil Servis Official yazıp aratarak, Spotify, Deezer, Apple Music, I-Tunes’da grubun adı ile arama yaparak çok zorlanmadan da bizi bulabilirsiniz. Hepsi daha yeni açıldığı için abone, izlenme, dinlenme sayıları çok komik, çok düşük rakamlarda gözükecektir. İşte bu yüzden bizi içinize fenalık getirmeyecek seviyeyi iyi ayarlayarak bol bol dinlemenize her zamankinden çok ihtiyacımız var. Bizimle ilgili bütün gelişmelere de Twitter, Instagram ve Facebook üzerinde #acilservisrock adı altında arama yaparak ulaşabilirsiniz. Davulcumuz Soner Doğanca, solo gitaristimiz Arif Deniz Toker, şarkıcımız ben Sami Ertan Kızıltan, ritim gitaristimiz Orhan Yolsal ve bas gitaristimiz Çetin Güney’e ait kişisel hesaplarımızdan da her konuda hiç çekinmeden bizlere yazışabilir paylaşımlarımızdan da haberlerimizi takip edebilirsiniz.

Devamında yeni bir albüm beklentisi içine girdik ve tabii sizi sahnelerde ki özellikle festivallerde izlemek çok isteriz. Sürpriz gelişmeler var mı?

Orhan: Yeni şarkılar mutlaka yapacağız tekli, ep ya da albüm formatında olabilir. Dijital dünya daha özgür üretim sağlıyor müzisyenler adına. Ayrıca sadece albüm formatında değil, canlı performanslarla YouTube üzerinden de müziğinizi paylaşma şansınız var artık.  Konserlere gelince, umarız daha çok şehir dışında konser imkanı buluruz, bunun için uğraşacağız. Uzun zamandır hep İstanbul’da çaldık.

Ertan: Yeni albümden çok şimdilik tek tek şarkı yayınlamak niyetindeyiz. Teklilerimiz belli bir sayıya ulaştıktan sonra koleksiyonerler için albüm olarak da çeşitli formatlarda basılmalarına mutlaka sıra gelecektir diye düşünüyorum. Bize ulaşmak az önce bol bol detayına girdiğim üzere son derece kolay. Hepinizin cebinde sayılırız. Eğer festivalinizde bizi de izlemek isterseniz lütfen organizasyondan sorumlu yetkililerin bizimle iletişime geçmesini isteyiniz.

Ülkemizde Hard Rock/Heavy Metal Tarihimizde kült olarak nitlendireceğimiz iki albüme imza attınız ve doğal olarak, bunu sormak isterim. Bugünün Yerli Rock ve Heavy Metal Piyasasını nasıl buluyorsunuz ve beğendiğiniz isimler var mı varsa kimler?

Orhan:  Birbirini andıran, çok ağdalı, acılı ve  ama aslında bir şey söylemeyen şarkılar dışında  hemen hepsini seviyorum doğrusu. Kendisi olabilen her müzisyene saygım büyük, her şarkılarını özellikle sevmesem bile var olmaları benim için önemli.

Ertan: Bu ülkede bizim insanlarımız için yapılan Türkçe sözlü rock müziğe de bu ülkeden tüm Dünyaya açılmayı hedefleyen grup veya müzisyenlere de büyük bir saygı duyuyor. Elimden geldiği kadar özellikle çevrimiçi olarak kendi kanallarından abone olarak, dinleyerek ve konserlerine bar programlarına giderek destek olmaya gayret ediyorum. Çok güzel ve keyifli bir uğraş. Tavsiye ediyorum.

Ve Bebek açık ara Rock Tarihimizin mihenk taşı bir eser, ne zaman dinlesem tüylerim diken diken olur, bu muhteşem baladın çıkış noktası ve hikayesini sizden öğrenmek çok isteriz?

Ertan: Öyle güzel sormuşsun ki insanın sanki bir film anlatır gibi ballandıra ballandıra  gerçekten öyle bir olay yaşamış da onun şarkısını yapmışçasına uydurup uydurup anlatası geliyor. Gel gelelim maalesef Bebek destanı, bizim veya çevremizden birinin başından geçmiş bir yaz aşkı hikâyesi değil. O tarafımdan kaleme alınmış bir efsanevi yaz aşkı senaryosunun içinden seçtiğimiz satırlardan oluşmuş bir “rüya yaz aşkı” şarkısıdır. Tahminimce mevsimlerden sonbahar öğlen saatleriydi. Önceden sözleştiğimiz üzere Orhan bize geldi. Sıkça yaptığımız gibi o gün de yine odama kapanıp birlikte müzik yapmayı deneyecektik. Orhan’ın elinde kırmızı tükenmez kalemle, yırtık bir kağıt parçasına, şarkı nakaratı olması için karalamış olduğu yeni bir fikir taslağı vardı. Kâğıtta hatırladığım kadarı ile aşağı yukarı şöyle bir satır yazıyordu.

“Oh Bebek Uçur Beni O Eylül Akşamında…”

Tam bununla ne yaparız diye üzerinde çalışmaya başlayacaktık ki Orhan; Benim bazı fatura ödeme işlerini halletmem gerekiyor. 2 saat sonra gelirim. Sen düşün bir şeyler. Ben gelince birlikte bakarız.” dedi gitti. İşte o 2 saat içinde ben bunun unutulmaz bir yaz aşkına ağıt şarkısı olmasına karar verdim. Açtım çizgili bir okul defterini önüme. Başladım giriş, gelişme, sonuç şeklinde planlamaya. Başlığı unutulmaz bir yaz aşkı dramı olan kısa hikâyemi yazmaya başladım. Çok sürükleyici bir yazma senası olmuştu. 4 sayfalık bir hikâye yazdım. Orhan geldi eline gitarı aldı. Dikkatli dinlemeyen birçok müzisyen fark edemese de biz bu sözlerle blues türünde bir şarkı yapmaya karar verdik ve öyle de yaptık. Bununla ile ilgili küçük tatlı bir olaya da biraz sonra şarkıyı anlatmayı bitirince değineceğim. Ne diyordum evet yazdığım hikâyeden beğendiğimiz satırları seçerek şarkının sözlerini tereyağından kıl çeker gibi kararlaştırdık. Hatta şarkının ilk versiyonunda şimdi ki haline göre sözler çok daha fazlaydı. Bir süre sonra grupla çalıp kaydedip dinledikçe 10 dakikaya yakın süren bu parçanın adının bu haliyle Bebek değil, bir türlü bitmek bilmediği için olsa olsa Bebek Destanı olabileceği yönünde şakalar yaparak bazı sözleri atmaya, parçayı kısaltmaya karar verdik. Yeni haliyle kayıt edilen parça Küçük Adam albümünün mastering aşamasında tv yayın formatlarına göre halen süresi uzun kaldığı gerekçesi ile bir kez daha kısaltıldı. Kanal kayıtlar sona edikten sonra yapılmış olan bu müdahaleyi gitar solosunun giriş kısmını dikkatli dinleyen kulaklar özellikle fondaki klavye sesinin sıra dışı geçişinden yakalayabilir. Son olarak biraz önce çıtlattığım anımızı da anlatarak bu şarkı ile ilgili söyleyeceklerimi bitireceğim. Küçük Adam albümü yayınlandıktan sonraydı. İstanbul boğazı kıyısında Tarabyada, Maramara Üniversitesi Fransızca Çalışma Ekonomisi okulunun bahçesinde , tahminen 1997 senesinde, Blue Blues Band’in de Acil Servis’in sahneye çıktığı, müzik kulübünden çok sevdiğimiz arkadaşlarımızın düzenlediği şahane bir konserimiz olmuştu. Blue Blues Band’in o zaman ki kadrosu Gitar ve vokalde Batu Mutlugil, yine gitar ve vokalde Yavuz Çetin, davulda Kerim Çaplı ve bas gitarda da Sunay Özgür’den oluşuyordu. Yavuz Çetin’in eşi ve 3 yaşlarındaki küçük çocukları konserdeydi. Yavuzcan oradan oraya koşturuyordu. Düşmesin bir yerine bir şey olmasın diye hepimizin gözü sürekli onun üstündeydi. Biz sahneden indikten sonra Batu ağabey bana ne dese beğenirsiniz. 😀  Ya biz Yavuz’la siz çalarken dikkat ettik meğer bu sizin Bebek Blues’muş dedi 😀 “Acaba ne sanmıştınız siz bu parçayı abi?” diye sordum? Bir kahkaha patlattı. “Jimi Hendrix – Little Wing’in gurbet elde yaşayan uzaktan akrabası abi.” dedim. Hep beraber bastık kahkahayı konu kapandı 😀

Son yıllarda eski gruplarımızın geri dönüşlerine tanıklık ediyoruz. Devil, Dr. Skull, Asafated, Pagan , Cultus ve elbette Siz, bu grupların bugünün gençliği tarafından da benimsendiği net bir gerçek, köklü gruplarımızın bu kadar ilgi görmesini neye bağlarsınız ve bu konu hakkındaki görüşleriniz neler?

Orhan: Müziğe derinden bağlı her dinleyici farklı ve kendine has tınılar da duymak ister. Tabii ki günün moda tınıları, tarzları daha çok göz önünde olur ama alternatiflere ulaşabilmek önemli müzikseverler için…

Ertan: Müziğin veya grubun zamanı olmaz, kalitelisi olur. Kalitelisi de her zaman baş tacıdır. Geri dönüş değil de yeni eserlerle yeniden gündeme geliş diye söylemek daha doğru bir anlatım olur diye düşünüyorum. Artık bin bir zahmet ve masrafa girerek koskoca bir albüm yapmak şart değil. Devir dijital yayıncılık devri. Müziği yayınlamak hiçbir zaman olmadığı kadar kolaylaştı artık. Bu gibi yeni eserlerle yeniden gündeme gelişlerin daha da çoğalacağına adım gibi eminim. Müzik bir müzisyenin ruhundan ölse bile çıkmayacak bir olgudur.  Er ya da geç, kendi durmak istese de aklı durmayan, hücreleriyle müzik yapmaya için için devam eden pek çok müzisyen veya grup en kötü ihtimalle yeni şarkılarını bir cep telefonu ile çeker sosyal medyadan paylaşırlar. Daha yapmayanlar da eminim çok yakında yapacaklar

Çerezzine olarak sorularımızı yanıtladığınız için size minnettarız. Son olarak sevenlerinize neler söylemek istersiniz?

Orhan: Asıl biz teşekkür ederiz bu şans için. Dinleyicilerimiz bizi dijital dünyada desteklemeye devam etsinler, YouTube kanalımıza abone olsunlar lütfen. Sevdiğiniz müzisyenlere bu şekilde destek vermek, onların üretebilmesi için çok önemli. Yeni şarkılarla görüşmek üzere.

Çetin: Biz de çok teşekkür ederiz sana. En kısa zamanda yeni gelişmelerle tekrar görüşmek üzere.

Ertan: Bu röportajı yapmak istemiş olmanız bize destek vermenin en güzel şekli. Ellerinize, emeğinize sağlık. Kısacık bire süre içinde şahane sorular hazırlamışsınız. Ne kadar teşekkür etsek az. Derdimizi bilenler gelsin. Abone olsun. Takip etsin. Sahne aldığımız yerlere gelsin. Bizimle aynı havayı solusun. Doymamak şartıyla bol bol dinlesin. Sevmeyen sevmesin bizi. Rahmetli Engin Yörükoğlu’nun hep dediği gibi; “Görüşmeyelim.:D ” Tekrar tekrar teşekkür ediyor, yanaklarınızdan öpüyorum. Sağlıcakla kalın.

Acil Servis’i Takip Etmek İçin,

Facebook:

https://www.facebook.com/acilservisrock

Instagram:

https://www.instagram.com/acilservisrock

Twitter:

https://twitter.com/acilservisrock

Youtube:

https://www.youtube.com/channel/UCbDYXQOEx0TqsYhcKcOiQMQ/

Spotif:

https://open.spotify.com/artist/5iFyNfYVmpx6tEhF8rfQEb

Deezer:

https://www.deezer.com/tr/artist/66583472

Apple Music:

https://music.apple.com/tr/artist/acil-servis/1466027019

 


Bu yazıyı paylaşın:

Jas lee Mor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir