Dil Tengî “Müzik en temelde duygu işidir, temelde duygu işi olan bir duruma çok fazla ticaret bulaşırsa bazı şeyler değerini yitiriyor.”

Merhaba öncelikle çok teşekkürler röportaj isteğimizi kabul ettiğiniz için. Sizi daha yakından tanıyabilir miyiz? Adınızdan başlayalım mesela, ne demektir “Dil Tengî”? Kimdir?

Merhaba ben teşekkür ederim benimle böyle bir röpotaj gerçekleştirdiğiniz için. Dil tengiyi ben müzikal kimliğim olarak tanımlıyorum, farsça kökenli  kürtçe bir tamlama. Gönül darlığı, iç sıkıntısı gibi anlamlara geliyor. Benim de kişiliğim, yaptığım ve yapmaya çalıştığım müzikle  uyumlu bir isim, biçimsel olarak da ezgisel bir çağrışım yaptığını düşündüğüm için bu ismi kullanıyorum.

Peki, bu hikâyede müzik nerede? Müzikle tanışmanız nasıl, ne zaman oldu?

Müzikle tanışmam diye bir durum olmadı aslında. Çocukken etrafımda gördüğüm herkes bağlama çalıyordu belli bir zaman sonra ben de kendimi bağlama çalarken buldum, bu kendiliğinden olan bir şey. Ama diğer müzik aletlerine ilgim üniversite yıllarında başladı

Sizi genelde birden çok kişi, grup sananlar ağırlıkta. Enstrümanların çoğunu kendisi çalabilen birisi olarak hakkınızdaki bu söylem çok da haksız değil sanırım. 🙂 Siz neler söylemek istersiniz bu konuda? Grup çalışması gibi bir düşünce var mı aklınızda?

Dil Tengi’yi müzik grubu zannetmeleri çok normal ben de olsam öyle sanırdım. Tek kişi olduğumu söylediğimde şaşırıyorlar. Çaldığım enstrümanları profesyonel seviyede değil, kendime yetecek kadar, yani derdimi anlatacak kadar çalabiliyorum. Grup çalışması gibi bir düşüncem şimdilik yok, tek başına olmak beni sanki daha özgür kılıyor, ya da bana öyle geliyordur bilemiyorum.

Hakkınızda sosyal medya da dâhil neredeyse hiçbir bilgiye ulaşabilmek mümkün değil. Bu bilinçli bir tercih mi? Amacınız sizin değil de şarkılarınızın mı ön planda olması?

Bu bilinçli bir tercih değil, kişisel sosyal medya kullanmadığım için kendiliğinden böyle bir durum oluştu, hala da kullanmıyorum, en son yıllar önce kullanıyordum, şimdi müzikal işlerimi insanlara ulaştırmak amacıyla Dil tengi hesaplarını kullanıyorum sadece.

Albümünüz “Bu Kadar Cevretme Aziz Sultanım” geçtiğimiz aylarda dinleyicilerle buluştu. Şu ana değin albüme dair almış olduğunuz tepkiler nasıl? Beklediğiniz gibi mi?

Albüme dair tepkiler şu ana kadar olumlu, yani benim ailem ve arkadaşlarımın tepkileri öyle. Nasıl olmuş albüm beğendiniz mi diye sorduğumda çok güzel olmuş cevabı veriyorlar 🙂 Onun dışında bana dinleyicilerden gelen mesajlar olumlu yönde. Aslında benim için aslolan benim içime sinmesiydi. Böyle bir süreci deneyimlemek benim için güzeldi. Sonuçta youtube kanalımdaki kayıtlarda belli sınırlılıklar vardı, mesela kayıtlarımda sadece çalabildiğim enstrümanları koyabiliyordum ya da enstrüman becerimin sınırları dahilinde çalımlar yapıyordum,  kullandığım kayıt ekipmanından tutun da kayıt programı bilgisine kadar hepsi benim sınırlarımın dahilinde olan şeylerdi, bunları aşmam bu konularda kendimi geliştirdiğim ölçüde oluyordu ama albümde bu işte uzman insanlarla çalıştım ve birçok eserde daha önce hiçbir kaydımda olmayan enstrümanlar o enstrümanda ustalaşmış kişiler tarafından çalındı, bu benim için keyifli bir süreçti.

“Bu Kadar Cevretme Aziz Sultanım” da kimlerle çalıştınız peki? Kısaca bahsedebilir misiniz bize?

Bu albümde Arşiv müzik sahibi Eyüp Akbaş ve aranjör Tarık Kavutla çalıştım. Kayıtların düzenlemelerini,  vokal ve bazı enstrüman kayıtlarından oluşan ilk etabını ev stüdyomda yaptım, daha sonraki kısmını yani altyapısından ritimlerine ve mix masteringine kadarki kısmını Tarık Kavut kendi stüdyosunda yaptı. Daha sonra Hayali Esen klarnet ve kavalıyla, Engin Şenocak kemanıyla, Uğur Önür kabak kemanesiyle katkı sağladılar.

Peki, klip çalışması gelecek mi herhangi bir parçaya albümünüzden?

Şu anda klip düşüncem yok. Halk müziğine klibin çok da gerekli olduğunu düşünmüyorum ama belki ikinci albümde bir tane klip olabilir.

Albümünüzde ağırlıklı olarak anonim eserlere rastlıyoruz, onun dışında da sizin de imzanızı taşıyan parçalar var. Peki, albüm için parça seçimini neye göre yaptınız?

Eserleri yapımcım Eyüp Akbaş ile birlikte seçtik, seçerken birçok faktörü göz önüne alarak seçim yaptık. Yeni bir format yakalayabileceğimiz, bir şeyler katabileceğimiz eserler olmasına dikkat ettik, telifini alabileceğimiz ya da telifsiz anonim eserler olmasına da dikkat ettik haliyle. Sadece bir eserin  sözleri amcam Dost Yusuf’a müziği bana ait, müzikleri tamamen bana ait olan daha çok eser olmasını isterdim ama bu albümde bu şekilde oldu.

Albümün adına gelecek olursak, neden seçim diğer parçaların arasından, “Bu Kadar Cevretme Aziz Sultanım” oldu? Kısaca bahsedebilir misiniz bize?

Albüm ismini pek düşünmedim açıkçası ben bu konuyu yapımcıma bıraktım. Bu ismi yapımcım verdi. Eserlerin arasından en çok bu kadar cevretmeyi beğendiği için sanırım albüme de bu ismi verdi.

Şu anki müzik piyasasını nasıl buluyorsunuz? Özellikle de sizin gibi halk müziği ve özgün müzik alanında uğraşı gösteren birisi olarak yaşadığınız zorluklar var mı örneğin?

Aslında pek müzik piyasasının içinde sayılmam, siz dışardan nasıl görüyorsanız ben de o şekilde görüyorum. Ben müzisyen ya da müzikten para kazanan ve yaşamını bu şekilde idame ettiren birisi değilim, geçimimi başka bir meslekten sağlıyorum.  Benim bulunduğum noktadan bir değerlendirme yapmak gerekirse, her konuda olduğu gibi müzikte de ticarileşme, müzik piyasasının tamamen kapitalist mantık ve kurallarla hareket eden bir yapıya dönüşmesini sorunun temeli olarak görüyorum. Müzik en temelde duygu işidir, temelde duygu işi olan bir duruma çok fazla ticaret bulaşırsa bazı şeyler değerini yitiriyor.

Dünyadan ve de Türkiye’den takip ettiğiniz müzisyenler, gruplar var mı?

Birçok sanatçıyı takip etmeye çalışıyorum, kaliteli iş yapan herkesi elimden geldiği ölçüde takip ederim. Ezginin Günlüğü, Yeni Türkü, Grup Yorum, Kızılırmak, Düş Sokağı Sakinleri gibi müzik gruplarını dinleyerek  onların kasetlerini biriktirerek büyüdüm, gitara başlama nedenim Kıraç şarkıları çalmak istememden kaynaklıdır. Cengiz Özkan’ın sesi benim için çok özeldir, zazaca müziği çok severim, Mikail Aslan, Cemil Qocgiri yıllardır bıkmadan dinlediğim sanatçılardır, üç telli tembur düzeni,  kopuz düzeni ya da nesimi düzeni cürayla icra edilen müzikleri yakınen takip ederim, kendim de bu enstrümanlarla uğraşmasını severim, alternatif müzik yapan müzik gruplarını takip etmeye çalışırım, dünyadaki çeşitli etnik müzikleri takip ederim. Tabii ki halk müziği temelli bir müzik zevkimiz oluştu ister istemez ama arabesk hariç her tarz müzik dinlerim. Ben müziğe kendi yorumunu katan insanlara hayranımdır, hatta müzik budur benim için. Bir sanatçının okuduğu esere kattığı bir şey olmalı, bu ya kendini vokalde okuma biçiminde göstermeli ya farklı bir müzik  aletinde ya da daha başka bir noktada ama illaki bu farklılık kendini hissettirmelidir. Bazen Erkan Oğur gibi ustalar çıkar ki onlar bu dediğimiz şeylerin hepsini yaparlar ve sizin bilincinizde müziği yeniden yapılandırırlar adeta. Bir de benim için sanat eseri bir bütündür buna sanatçının kişiliği de dahildir, benim için eser ve sanatçı birbirinden ayrılmazdır, sanatçının bir duruşu olmalı bir derinliği olmalıdır. Güç yalakası bir insanın sesi isterse beş oktav olsun arkasında dünyanın en iyi orkestrası olsun onun söylediği bir eserde ben duygulanamam. Onun yalaka olduğunu bilmek benim o duygusal motivasyona girmemi engeller.

Peki, sizi sahnede, konserde izlemek isteyen dinleyicileriniz için herhangi bir programınız var mı belli olan, bizlerle paylaşabileceğiniz?

Şu anda bir konser planım yok. Şu anda ikinci albümde dahil olmak üzere birçok eserin düzenleme ve kayıtlarıyla uğraşıyorum, sadece bunlara yoğunlaşmış durumdayım. Belki ilerde bu yoğunluklar bittikten sonra olabilir.

Son olarak Çerezzine okurlarına, dinleyicilerinize neler söylemek istersiniz?

Ben müziği kalbimle yapmaya çalışıyorum çünkü müzikteki en güzel enstrüman insanın kalbidir, ben bu işte samimiyete inanıyorum sadece bu işte değil hayatın her alanında yaklaşımım bu şekilde, o samimiyetin bir şekilde karşılık bulacağına inanıyorum şimdiye kadar da beni hiç yanıltmadı. Beni dinleyen insanlar da benimle aynı ruh yapısına sahip insanlar, benim müzik yaparken hissettiklerimin onlara ulaştığını düşünüyorum. Bazılarıyla internet ortamında bazılarıyla yüz yüze tanışıyorum, bazen çok samimi bir arkadaşlığa da dönüşebiliyor bu iletişim. Bu durum müziğimi dinleyen ve hisseden insanlarla hayata aynı noktadan baktığımızı gösteriyor. Müzikle dolu dolu bir site olan Çerezzineye bu röportaj için teşekkür ederim.

Çerezzine ailesi olarak bir kez daha teşekkürler…

 

 

 

 

 


Bu yazıyı paylaşın:

mugegokkurt

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir