Infected ”Umarız insanlar yeni çalışmalarımızı da en az eskiler kadar severler”

Merhaba, siz zaten gayet iyi tanınan bir grupsunuz, fakat bu satırları ilk defa okuyacak dostlarımız için Infected’tan okurlarımıza bahseder misiniz?

Merhaba… Evet belki dediğin gibi fakat 20 sene ara verince yepyeni bir jenerasyon Dünyaya geldi ve büyüdü 🙂 Bilmeyenler elbette olacaktır. Şartlar, piyasa ve müzik artık çok değişmiş durumda.

Infected 1993 kuruluşlu İstanbul – Kartal’lı bir death metal grubuydu. 1997 Yılında ise black metal tarzına geçiş yapmıştık ve 97-2000 yılları arasında oldukça aktif bir gruptuk. Breathless Kiss on the Lips of Melancholia albümü ve The Lost Loser in Dreams ep’lerimiz 97 sonrası ürünlerimiz olup death metal dönemlerinde de çıkarttığımız debut demomuz Spirit of Doom diskografimizi oluşturmakta. Ülkemizde black metalin en ateşli olduğu yıllar 90’ların sonuydu ve Infected’da bu periyod da oldukça aktifti.

Yıllar sonra büyük bir sürpriz yapıp, geri döndünüz. Bu olay nasıl gerçekleşti?

Aslında bu son birkaç senedir düşünülen birseydi. Bahadır’ın önayak olmasıyla bu işi tekrar hayata geçirmiş olduk çünkü Bahadır aramızda devam eden tek kişi oldu ve piyasaya çok hakimdi. Hatta özellikle yurtdışı piyasada kendi grubu Moribund Oblivion’la oldukça büyük yol katetmiş durumdaydı. Hal böyle olunca Kısa görüşmeler sonucu durumu netleştirdik ve kararı verdik. Tabi bütün elemanları biraraya getirebilmek mümkün olmadı çeşitli imkanlar nedeniyle. Örneğin iki elemanın şuan yurtdışında yaşaması gibi.. Fakat Grubun iki orijinal kurucusu Oytun ve Ahmet hala ekipte.

Zamanında gençliğin verdiği tecrübesizlikler ve buna bağlı fevrilikler + ego sorunları nedeniyle grubu dağıtmak zorunda kalmıştık. Şimdi ise herkes 40’lı yaşlarında ve artık bu gibi şeylere geçit vermeden sadece iyi müzik yapmak için birdaha ayrılmamak üzere biraradayız. Sonuçta bu bizim ruhumuz ve 20 değil 50 sene geçse de değişmeyiz. Metal müzik böyle bişey işte… Ayrıca bu seneler içerisinde Infected fanlarının hasret dolu söylemlerini hep takip ettik ve çok mutlu olduk. O dönem edindiğimiz fanlar da şimdilerde bizimle aynı yaşlardalar ve elbette hepimizde eskiyi çağrıştırdığı için duygusallık yaratan bir durum Infected. Biz de çağrıları karşılıksız bırakmak istemedik.

Döneme damga vuran gruplarımızın geri dönmesine bizde çok seviniyoruz. Devil, Witchtrap, Asia Minör, Mavi Sakal, Cultus, Pagan, Dr. Skull ve siz ve daha birçok isim. Reunion yapan bütün yapan isimlere sevgimizde saygımızda büyük, sence bütün bu isimlere olan sevgi ve yıllarca unutulmamaları nelere dayanır?

Belli ki tüm bu isimler aktif oldukları dönemlerde kaliteli güzel işler yapmışlar ve kitlenin gönlünü kazanmışlar. İyi iş ve samimiyet, duruş, tavır her zaman piyasamızda prim yapan şeylerdir. Bu isimler bu işleri büyük ölçüde doğru yapmışlar demek. E tabi herşeyde olduğu gibi eskilere özlem ve saygı durumu da devreye girince az evvel bahsettiğimiz duygusallık devreye giriyor ve kaliteli gruplar unutulmuyor.

Ve Infected geri döndü üstüne bir de muhteşem albüm kapağını yayınladığınız “Divine Disbelief” isimli yeni çalışmanızın müjdesini verdiniz, heyecanla beklenen çalışmadan bizlere biraz bahseder misiniz?

Geri dönüşü yeni bir çalışmayla sunmak zorundaydık sonuçta ve yıllarca içimizde kalanları dışa vurmanın yolu yeni şarkılar ortaya çıkartmaktı. Bir tam albümlük şarkılarımız hazır fakat eski adeti bozmadan önce kısa bir ep ile giriş yapmak istedik. Eski fanların beklentisi büyük gördüğümüz kadarıyla ve Breathless Kiss… albümümüzün etkileri hala sürmekte. Merak edenler çok, acaba tarz nasıl olacak diye. Riskli bir durum bu bizim için elbette. 20 sene sonra beklentileri karşılamak gerekli fakat elbette her zaman olabileceği gibi beğenenler de beğenmeyenler de olacaktır. Sanat işinde bu göreceler daima var. Müzik, black metal ve piyasa 20 senede çok ama çok değişti. Haliyle bu yeni Infected müziğine de yansıdı. Umarız insanlar yeni çalışmalarımızı da en az eskiler kadar severler.

Ve gelelim Infected’ın kendi dalında kült olan çalışmalarına The Lost Loser in Dreams (EP-1998) ve Breathless Kiss on the Lips of Melancholia (1999) isimli çalışmalarınız birçok metalsever için yeri özel olan çalışmalar, bugün bakınca bu çalışmaları siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Evet, bizim için de çok önemli ve değerli çalışmalardır. Çıktıkları dönemlerde çokça üzerine konuşulmuş ve albüm satış rakamları bakımından da oldukça iyi seviyelere çıkmıştık. Tabi şimdi artık fiziki albüm satışı diye birşey kalmadı, herşey dijital.

Çalışmalar dönemin kayıt şartlarına göre elbette problemli bizim için ama hatalarıyla bile olsa samimiyeti, ruhu onları özel kıldı belkide. Tabi o zamanlar stüdyolar şimdilerdeki gibi değildi. İnanılmaz aletler çıktı, teknoloji çok ilerledi ve işini çok iyi bilen prodüktörler yetişti. Yeni soundumuz elbet bu şartlara uygun olarak şekilleniyor artık.

İnsanlar net üzerinden ulaşsa da cd olarak ta arşivlemek istiyorlar. Peki bu ilk iki çalışmayı yeniden cd veya plak formatında yayınlayacak mısınız?

Arşivciler bizim için daima önemlidir ve evet bu planlarımız arasında. Önce piyasaya yeni işlerle girişi yapalım, sonrasında eksik her ne varsa zaman içinde hepsini bir bir hayata geçirip açığı kapatacağız.

Infected yeni dönemde mutlaka konserlerine başlayacak ve açıkçası sizi sahnede izlemek çok isteyen kişilerden biri de benim, yeni döneminizde planlarınız arasında neler var?

Ep çıkışı sonrası elbette konserler başlayacak. Provalarımız hem eski hem de yeni playlist üzerinde devam ediyor zaten. Biraz zamanımızı alacak tabi ve konserlerin startını verebilmek için öngördüğümüz tarih 2020’nin ilk yarısı gibi.. Yurtiçi ve yurtdışı pek çok konserimiz olacak. Eskiden yurtdışında çalmak büyük bir hayaldi ve başarabilen yoktu ama Moribund Oblivion’la Bahadır bu işin öncülerinden oldu ülkede. Şimdilerde gidebilen grupları görüyoruz ve Infected’da bu konuda oldukça aktif olacaktır.

Infected’in müziği nelerden beslenir? Ve en çok hangi gruplardan etkilendiniz?

İyi müziğe daima kulaklarımız açıktır ve hepsinden bişeyler yakalayıp kaptığımız oluyor açıkçası. Grup olarak etkilenim pek olmasa da dönemimizde Dimmu Borgir, Cradle of Filth, Mayhem, Old Man’s Child gibi gruplar oldukça revaçtaydı. Fazlaca takip ederdik bizde. Belki bu anlamda bir etkilenim olmuş olabilir.

Ülkemizde son yıllarda çok ciddi black metal gruplarımız var, nasıl buluyorsunuz genel hatlarıyla ve takip ettiğiniz isimler var mı?

Gelişim kesinlikle çok çok iyi görünüyor. Dünya metal standartları yakalanmış her anlamda. Tek sıkıntı coğrafi dezavantajımız. Dış piyasada varolabilmek için oraya yakın olmak gerekli ve elbette Avrupa Birliği üyeliği lazım. Bu çok ciddi bir sorun. Avrupalı gruplar vize işkencesiyle hiçbir zaman uğraşmıyor örneğin. Bir Bulgar yada Romen grup bile bu anlamda bizlerden çok daha avantajlılar. 20’li yaşlarda olsak ve bu işi hayat amacı olarak edinmiş olsaydık bugünkü kafayla düşünürsek sırf bunun için yurtdışına yerleşirdik. Tabi o yaş aralığında gençlerin de bağımsız olarak yurtdışına yerleşebilmesi ülkemizin ekonomik şartlarında çok zor. Paradox bir durum yani. Netice olarak müzikal durum dışında bürokratik konularda dezavantajlıyız. Başka da bir eksiğimiz yok.

Birde logonuzu çok seviyorum ben, bir hikayesi var mı ortaya nasıl çıktı?

Bugüne kadar 3 logo kullandık. Kartal’dan aynı zamanda grubun fanı olan Şefik adında ilüstratör bir arkadaşımız çizmişti logomuzu. Bahadır’da aynı meslekten ve reunion için logomuzu daha simetrik hale getirerek birtakım revizyonlar yaptı ve son halini aldı.

Çerezzine olarak sorularımızı yanıtladığınız için size çok teşekkür eder, başarılarınızın devamını dileriz?

Biz de teşekkür ederiz. Çalışmalarımızı bekleyin, hepsi yolda.. 20 sene aranın acısını çıkartmaya geldik…

 


Bu yazıyı paylaşın:

Jas lee Mor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir