Lokman Kurucu; “İnsan kendi kötülüğü söz konusu olduğunda kendinden karanlık bir öteki imgesi yaratıp tüm kabahatini ona yüklüyor.”

Merhaba öncelikle bizi kırmadığınız için size çok teşekkür ederiz. Son kitabınız  “665 Çocuk ve Şeytan”  genel anlamda çok sevildi. Bizlere biraz bu kitabınızdan bahseder misiniz?

Yüz insan öldürmüş psikopata “neden o insanları katlettin” diye sorduğunuzda size muhtemelen “o insanları öldürmek istemedim, aslında ben öyle bir insan değilim” diyecektir. İnsan kendi kötülüğü söz konusu olduğunda kendinden karanlık bir öteki imgesi yaratıp tüm kabahatini  ona yüklüyor. Hangi kültürde olursa olsun, bu imge aşağı yukarı aynı. Nedir? Aşağı yukarı şeytan! 665 Çocuk Ve Şeytan kötü bir varlık olduğunu daha çocuk yaşlarda kabul etmiş, kendi kötülüğü ile kucaklaşmış şair kişinin diğer insanlardan edindiği bir huyla  kendinden yarattığı şeytanla diyaloglarıdır. O diyalog derinleştikçe şeytan kendinden yarattığı bir imge olmaktan çıkıp ayrı bir varlık haline geliyor. Ayrı bir varlık olarak kendisine yüklediği günahların sorumluluğunu avucunun içi ile reddediyor. Yetmiyor, şair kişi üzerinden tüm insanlığı yargılıyor. Kitabın sonunda insana iki seçenek;

şimdi  kendinle aranda koca bir dünya
ya yok et,
ya da otur
hiçliği dinle..

Şair hiçlikte!

Daha önceki kitaplarınız “Kara Gökkuşağı” ve “Sürekli Portakal Kabukları” ile kıyasladığımızda daha sert ve bir Black Metal üçlemesi gibi bir niteliğe sahip gibi son kitabınız, katılır mısınız buna?

Black Metal beslendiğim bir tür.  Kısmen katılmamak elde değil. Ama beni o dibe çeken, orada durmamı sağlayan daha çok doom kafası diyebilirim. Yavaşlığı öğrenmek  şiir için. Yavaşlığı öğrenmeliyiz.

665 Çocuk ve Şeytan hakkında aldığınız yorumlar nasıl ?

655 Çocuk Ve Şeytan içten içe arzuladığım gibi genel şiir okuru tarafından değil, Metal ile cebelleşenler tarafından ilgiyle karşılandı. Çok sağlam geri dönüşler alıyorum. Kitaptaki şiirleri bestelemek isteyen bir takım garip, karanlık kişiler var. Heyecanlandırıyor bu beni.

Lokman Kurucu çok sevilen bir yazar olmanın yanında, müzisyen kimliği ile de yeri özel bir isim. Bugüne kadar mükemmel  albümler yayınladınız  (Leş, Nü, Ortalık Karıştı)  Müzikalitenizde, Özgün Müzik’ten Rock’a hatta yer yer Heavy Metal’e göz kırpan çok başarılı çalışmalara imza attınız. Lokman Kurucu müziğini nasıl tanımlıyor ve  albümlerinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Piyasa dili ile, bir şarkınız ya da bir albümünüz patladığında, “patlayan” işin doğrultusunda işler yapmaya devam ediyorsunuz. Ben müzikte farklı uçlara dokunma özgürlüğünü “patlamamaya” ve “patlamak” için bir çaba göstermemeye borçluyum. Halka “mal” olacağım diye üretirken duyduğum hazdan uzak durmak salaklık olur. O hazzı hiçbir şeye değişemem.  Müzik ve genel olarak tüm yaratı alanları o hazzı ne kadar duyduğunuz ile ilgili. Şimdiye dek yaptığım tüm albümlerin temel motivasyonu bu. Tanıma gelince; “Ortalık karıştı”.  Yani dönüp ardıma baktığımda baya bir yaramazlık yaptığımı görüyorum.  Arabesk  bir şarkı yaparken “şuraya biraz Anathema, buraya da biraz Empyrium koyayım bakalım ne olacak” dediğim zamanlar oldu. Kimse anlamasa da müzik benim için böyle bir şey. Benim deliliğim, benim saldırı, benim yıkım, benim şımarma alanım.

Son çalışmanız “Hani” hakkında da konuşalım, gerçekten mükemmel bir çalışma olmuş, klibi de çok güzel, bizlere bu çalışmanızdan bahseder misiniz ve aldığınız yorumlar nasıl ve ne yönde?

“Hani” Ahmet’e (Kaya) bir selamdı. “Ahmet” diyorum çünkü hayatımda tesadüfen bir kez yolda görüp “Ahmet” diye seslendiğim bir adam; Ahmet. Ahmet diyorum çünkü adamın büyüklüğü sokaktaki “Ahmet” olması ile ilgili.  Karnımı doyurup kaçtığım eve dönmem için verdiği parayı dönmemek için harcamıştım. İyi ki öyle yapmışım. Ömrü yetseydi “iyi ki öyle yapmışsın lan” derdi o da eminim.  Aldığım yorumlar daha çok bu selam üzerineydi.  Teşekkür ederim Ahmet.  Sokağa kattığın her şey için..

Klibi Ömer Kara ve Mevlüt Akçın çekti. Güzel kafalar ikisi de. Takip edilesi adamlar. Çok küçük bütçelerle çok büyük işler çıkarıyorlar dipte. Dipte olmak iyidir.

Hem yazar hem de müzisyen olarak çok aktif ve önemli bir isimsiniz ve her çalışmanız çok değerli , bunun sırrı ve en büyük motivasyonu nedir?

Bir ara Suriye’den çocukları ile kaçmış bir adama denk gelmiştim. Suriye savaşı dört yılını tamamlamıştı ve o süre içinde eşi ile birlikte 3 çocuğun varlığına sebep olmuştu. Çok enteresan gelmişti bu bana. Bombaların, tankların, türlü silahların, kanın, dehşetin gölgesinde nasıl olur da bir insan evladı 3 çocuk dünyaya getirebilir. Bu insanın ölüm, yok olma bilinci ile ilgili bir şey. Bir gün yok olacağın bilinci yaratıya neden oluyor. Benim de birçok alanda üretim yapmamın sebebi bu bilinç sanırım. Bir gün yok olacağız!

Lokman Kurucu, konserlerine ve kitaplarını imzalamaya devam ediyor, peki bundan sonra planlarınız neler?

Uzun vadeli planlar yapmamamız gerektiğini öğretiyor hayat hepimize. Bir plan dahilinde ilerleyemiyorum. Her şey bir akış içerisinde ilerliyor. Kafamda bir sürü iş var. Hangisi ne kadar gerçekleşir bilmiyorum. Artık önemseyemiyorum da açıkçası. Ne zaman denk gelirse, şartlar ne zaman el verirse. Ama bir şey itiyor alttan alltan bu aralar. Hani diyorum insandan uzak bir yerlere gidip kendime yapraklardan bir yatak yapsam? Güzel olurdu.

“Nü” isimli albümünüz çıktığı yıl aynı zamanda yazarımız olan Gökhan Toker için o yılın en iyi Rock albümleri listesine aldığı bir albümdü, bu anlamda Siz Türk Rock ve Heavy Metal’i hakkında neler düşünüyorsunuz ve beğendiğiniz isimler var mı?

Gökhan enerjisi başka , deyim yerindeyse kafası kırık bir adam. Bir tür avcı. Nerede yeni bir  şey hissetse üstüne atlıyor. Alıyor onu. Üstünde bekliyor uzun uzun.  Bu anlamda önemsiyorum onun görüşlerini. Dışarıdan bir göz, iyi bir göz. Ürettikleri ile dikkat edilesi bir adam. Seviyorum işlerini onun.

Sorunun diğer tarafına gelince. Her zaman olduğu gibi üstte yeni bir şey yok. Dipten alabildiklerini kendilerine uydurup piyasa yapıyorlar. Bu da kalıcı olmuyor tabii ki.  Ne varsa yine kendi köşesinde olanlarda var. Uzun bir liste yapılabilir. Bu aralar sık sık Mert Kamiller’in zamanına yaptığı işleri dinliyorum. Elli sene sonra anlaşılacak adamlardan o da. Darül Efkar, devam yola!

Sorularımızı yanıtladığınız için size çok teşekkür eder, başarılarınızın devamını dileriz. Son olarak buradan sevenlerinize neler söylemek istersiniz?

Takibe devam.

Teşekkür ederim bu güzel sorular için.

 

 


Bu yazıyı paylaşın:

mugegokkurt

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir