Omark ”Parçalarımızda ruhsal ve psikolojik temaları işlemeye çalışıyoruz. Zaman, rüyalar, parapsikoloji örneğin yazmayı sevdiğim konular”

Merhaba, öncelikle teşekkürler röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için. Sizi daha yakından tanıyabilir miyiz? Omark kimdir ? 

Omark, gerçek adıyla Ömer Karaahmetoğlu, 1980 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiş, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’nden 2007 yılında mezun olmuş, aldığı eğitimden tamamen bağımsız olarak İstanbul Ticaret Odası’nda 9 yıl etkinlik yöneticisi olarak görev alarak bir çok ülkede fuar organizasyonları yönetmiş ve sonunda çıldırarak istifa etmiş bir müzisyendir.

Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik bölümünden mezun olduğunuzu biliyoruz. Peki, müzik bu hikâyenin neresinde yer alıyor? Nasıl, ne zaman oldu müzikle tanışmanız?

Müziğe orta okul yıllarında gitar çalarak başladım. Daha sonra Pera Güzel Sanatlar’da flamenco gitar eğitimi ve akabinde Galatasaray ITM’de mix-mastering ve kayıt teknolojileri eğitimi derken şu an tüm hayatım müzik oldu diyebilirim. Ancak, Mimar Sinan’da aldığım eğitimin de faydasını görüyorum zira tüm görsel ve grafik işlerimi kendim yapıyorum.

Ekip kimlerden oluşuyor peki? Kısaca ekip üyelerini de tanıyabilir miyiz?

Omark ekibi toplam 4 kişi. Ben gitar-vokal, Onur Avcı Bass gitar-back vokal, Mehmet Bozer – Gitar ve Taha Purcafer – Davul. Ekip arkadaşlarımın enstrümanlarına çok hakim müzisyenler olduğunu belirtmemde fayda var.

Geçtiğimiz günlerde de “Gece Terazisi” isimli teklinizi dinleyicilerle paylaştınız. Tekli özellikle verdiği mesajla, sosyal maskelerin ardına saklanmış kirlenmişliklere yaptığı göndermeyle, dikkat çekiyor. Şu ana kadar nasıl tepkiler aldınız? Beklediğiniz gibi mi?

Beklentilerimizin çok yüksek olmadığını göz önünde bulundurursak Gece Terazisi’nin iyi tepkiler aldığını söyleyebilirim. Malum bizim gibi sert ve progresif rock müzik yapan ekipler için kitleyi yakalamak ülkemizde epey zor. Ancak, Gece Terazisi’nin klibinin stop motion tekniği ile çekilmiş olması ve klip senaryosu sebebiyle diğer şarkılarımıza göre daha çok dikkat çekti diyebilirim. Hatta Apple Music’in – Zirvedekiler ‘Türkçe Rock’ listesine bizi 2 numaradan dahil etmesi heyecan verici oldu.

“Gece Terazisi” ile birlikte aslında müzikal tavrınızı da ortaya koydunuz diyebilir miyiz? Kısaca bahsedebilir misiniz kendinizi nerede görüyorsunuz?

Biz tarzımızı progresif rock olarak tanımlıyoruz. Parçalarımızda ruhsal ve psikolojik temaları işlemeye çalışıyoruz. Zaman, rüyalar, parapsikoloji örneğin yazmayı sevdiğim konular. Gerçi şu sıralar sosyal konular ile ilgili de şarkılar yazıyorum. Gece Terazisi de buna bir örnek olabilir. Düzenlemelerimi kendim yapıyorum ve söz, köprü ve nakarat bölümlerinde birbirinden kopuk değişken atmosferler yaratmayı seviyorum.

Peki, yeni bir tekli ya da albüm projesi bekliyor mu bizleri “Gece Terazisi”nin ardından?

Evet, Ekim ayında da yeni bir teklimiz çıkacak. İsmi Günah. Ayrıca, Kasım ve Aralık aylarında 2’şer tane olmak üzere toplam 4 tekli daha yayınlayacağız.Ve tabiki 2020 yılında da her ay ez az 1 single gelecek.

Kurucusu olduğunuz “Babaganuş” projesinden geçtiğimiz sene 2018’de ayrılma kararı aldınız. Buna sebep neydi ve şimdiki projeleriniz nelerdir?

Aslında bu durumu ayrılmak yerine evrilmek olarak tanımlayabiliriz. Babaganuş ile sadece cover çalıyorduk. Kayıt teknolojilerine olan ilgim ve bilgimin artması ile besteleri kaydetme şansı yakaladık. Beste sayısı da konser çıkarabilecek sayıya ulaştıktan sonra ekip ismini değiştirdim. Besteleri ve kayıtları büyük oranda ben yaptığım için proje ismini kendi ismim olan Ömer’den yola çıkarak yarattım. Sağolsun ekip arkadaşlarım da bu konuda bana anlayış gösterdiler. Omark dışında GTR Müzik sanatçılarından biri ile unplugged bir projem var. Henüz kayıt aşamasındayız. Tamamlanınca Youtube’da yerini alacak. Bu arada, Omark parçaları GTR Müzik etiketi ile yayınlanıyor bunu da belirtmek isterim.

Peki, Türkiye’den ve de dünyadan takip ettiğiniz müzisyenler, gruplar var mı bizlerle paylaşabileceğiniz?

Ben biraz virtiözite meraklısı bir adamım. Bu sebeple bütün gençliğim Dream Theater dinleyerek geçti. Ama tabii ki çok sayıda grup dinliyorum. Örnek vermek gerekirse; Lamb of god, Tool, System of a Down, Killswitch Engage, Avenged Sevenfold..Bu liste uzar gider. Ancak farklı tarzlara da meraklıyım. David Guetta, Infected Mushroom, Bruno Mars hatta Taylor Swift 🙂 . Türklerden İsmail Tunçbilek, İlter Kurcala ve Haktan’ın ciddi takipçisiyim. Bu 3 kişinin kendi alanlarında Türkiye’de rakiplerinin olmadığını düşünüyorum. Çok sıra dışı insanlar, anlayabilene.

Şarkı sözlerinizi yazarken, bestelerinizi yaparken nelerden etkileniyor, nelerden besleniyorsunuz?

Sanırım bu soruyu az önce bir miktar yanıtlamış bulundum ama şöyle söyleyebilirim; parapsikoloji, bilinçli rüya deneyimleri ve astral seyahat gibi konulara ilgi duyuyorum ve genelde bu konular üzerine şarkı yazmaya çalışıyorum.

Sizi sahnede, konser ya da festivallerde görmek isteyen dinleyicileriniz için belirli olan herhangi bir programınız var mı bizlerle paylaşabileceğiniz?

Bu ay son konserimiz 19 Eylül’de IF Performance Hall’de gerçekleşti. Ekim ayı ilgili çalışmalar ve temaslarımız sürüyor.Şu an net bir tarih verememekle birlikte kesin konserimiz olacağını belirtebilirim. Instagram’da omarkofficial’dan takip edilebilir.

Türkiye’deki müzik piyasasına, özellikle de rock/metal piyasasına gelecek olursak, siz neler söylemek istersiniz? Mesela müzik piyasası içerisinde ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

Türkiye’de rock piyasasının yüzde 90’ını rock yaptığını beyan eden ancak arabesk-fantezi icra eden gruplar oluşturuyor. Bunlara Seksendört, Gripin, Emre Aydın örnek verilebilir. Maalesef Duman’da artık bu kategori içine giriyor. Bunun dışında bir grup müzisyen var ki; gerçekten çok kötü enstrüman çalıyor ama nasıl oluyorsa sahnelerden inmiyor. Gerçek anlamda sözü ve soundu ile rock ve rock’ın türevlerini çalan gruplar sahne imkanı ve yapımcı bulabilmek için çırpınıyor. Bir çoğu kaybolup gidiyor. Bu konuda prodüktörlerin zaten hiç bir desteği yok, ancak mekanları da kabahatli görüyorum. Müzik sertleştikçe destek azalıyor. Sahne şansı tanınmıyor. Zira ben ülkemizde rock müziğin çok ciddi bir kitlesi olduğunu düşünüyorum.Umarım emek veren tüm rock grupları bu kitleye ulaşır.

Son olarak Çerezzine okurlarına, dinleyicilerinize neler söylemek istersiniz?

Omark ile ilgili bilgi verme imkanı tanıdığı için Çerezzine ekibine teşekkür ediyorum. Türk rock severlerden ise beğendikleri grupları sosyal medyadan takip etmelerini ve konserlerine giderek destek olmalarını rica ediyorum.


Bu yazıyı paylaşın:

Jas lee Mor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir