Serdar Çokuslu ”Heavy Metal’in Büyük Ustası” / Yaşayan Efsaneler Bölüm 5

Merhaba Arkadaşlar,

Sizlere şahsen tanıma şerefine eriştiğim ve beni derinden etkileyen ustalarımı elimden geldiğince anlatmaya devam ediyorum. Sıradaki isim yine hem benim için hemde ülkemiz Rock Tarihi açısından çok büyük bir usta olan Whisky grubunun kurucu isimlerinden sevgili Serdar Çokuslu. Kendisi bu zaman diliminde müzikte 40.sanat yılını kutluyor ve yakında sürpriz bir konserle sevenleriyle buluşacak ama ben size bu büyük ustayı birazdan benimde gözümden anlatmak istedim.

80 yıllar yani darbe sonrası ülkede esen Rock’un sert rüzgarları, işte bu sert rüzgarların başlangıcı olarak kabul ettiğimiz Heavy Metal’in ülkemizdeki ilk grubu Whisky’den bahsedeceğiz. Binbir zorluğun yaşandığı o yıllarda ustalar 1986 yılında ilk albümleri Babaanne’yi yayınlar ve albüm rock tarihimizde çok özel bir yere sahip olur. Arda arda yayınladığı albümlerle ülkenin sert müziğinin geleceğini bu topraklarda belirleyen efsane grup, 93 yılında efsanevi gitaristleri Kamil Özaydın’ı beyin kanaması sonucu kaybeder ve sevgili Serdar Çokuslu binbir zorluklarla mücadele edip var ettikleri grupları Whisky’e ve Kamil Özaydın’a sahip çıkar ve grubu devam ettirip, nesillerden nesillere taşır ve ülkenin rockseverlerinin gönlünde çok özel bir yere sahip olur. Ateş Suyu, Güneşin Tahtı, Dünyanın Kapısı, Biz ve Best Off hepsi ölümsüzlüğüyle bizleri yakan Kamil Abinin mirasıdır ve bizlere bu miras sevgili ustadımız Serdar Çokuslu tarafından ulaştırılmıştır.

Ben Whisky ile 90’lı yılların ortasında tanışmış, o gün bugündür grubun büyük fanlarından biri olmuştum. Türkçeyi Heavy Metal’e adapte eden iyi gruptur Whisky ve yıllar sonra bir İstanbul gezimde Serdar Çokuslu’yu ilk gördüğümde inanamadım ve bir süre yanına gidemedim, sonra tüm cesaretimi toplayıp yanına gidip, merhaba ben sizin hayranınızım dediğimde çok sımsıcak karşılamıştı beni ve yıl 2006’ydı. O günden sonra her istanbul’a gittiğimde ustaya uğrar, tatlı sohbetimizi yaparız. Onu görmeden asla yaşadığım şehre birkez olsun dönememişimdir.

Whisky gibi bir grubumuz olduğu için çok şanslı hissederim, çünkü bu grup dünyanın başka bir ülkesinde olsaydı, şuna adım gibi eminim, onlarda bir Iron Maiden, Def Leffard yada Judas Priest gibi olurdu. Serdar abimin eşsiz yumuşacık sesi, güler yüzü ve Rock ‘n Roll’a aşkı beni her zaman çok etkilemiştir. Eşsiz bir müzisyen olmasının yanında çokta büyük bir yüreği vardır. Ne zaman onunla konuşsam mutlaka birşeyler öğrenirim ki, bu sadece Rock yada Heavy Metal adına değil, bazen okumam gereken bir kitap , bazense hayatla ilgili bir durumda, evet böyle değerli bir ustad ve devrimci bir müzisyendir. Eğer birşeye kızdıysa hiç lafı evirmez yada çevirmez, neyse odur ve direkt o anda ne hissediyorsa onu söyler, sert gibi gözüken mizacının altında o yumuşacık kalbi ve hassasiyeti vardır her zaman Oldschool ruhun ta kendisidir, hayatımda tanıdığım en oldschool ruhtur Serdar baba.

Ona Judas Priest, Iron Maiden veya Deep Purple’dan bahsettiğinizde büyük heyecan duyar ve sizinle bu gruplara olan hayranlığını muazzam bir sohbet eşliğinde anlatır, işte bizde kendisine ve Whisky’e aynı şekilde hayranızdır oysa ve bir müzisyen olarak beni gerek duruşu, gerek eşsiz müziğiyle çok etkilemiştir büyük usta, yıllar sonra Devil ile birlikte sahne aldığımız Dorock XL Gitarin Asi Çocukları Gecesinde bizleri şevklendirip en büyük desteği ustamız vermiştir bize, hatta sahneden indikten sonra hep beraber babaların en sevdiği şarkıları olan ‘Yak Bizi’yi hep beraber kuliste söylemiştik bu anları hiç ama hiç unutamayız.

Serdar abi gerçek  bir Rocker, çok sağlam metalci ve devrimci bir ruhtur, özgürce şarkılarını söyler. Haliç Bok Kokuyor diye dile getirir usta bazense Giremezsen İçine Anlamazsın Nedir Rock diye net olarak tavrını koyar. İşte bu büyük ustaya hayranlığımız öylesine sonsuz ve öylesine büyüktür ki bunu anlatmaya kelimeler yetmiyor maalesef. Geçtiğimiz yıl Bak’In Rock Fest’te yine grubum Sis’e gerek sahne öncesi gerek sahne sonrası büyük destek vermiş ve biz öğrencilerini onurlandırmıştır.

Kısa bir süre önce yaşadığı bir rahatsızlık sebebiyle ameliyat geçirmiş ve eskisinden çok daha sağlıklı ve çok daha Rock’N Roll bir tavırla yoluna devam etmektedir ustamız. Bazen düşünüyorum da Binnaz, Cumartesi, Cadı, Yak Bizi, İlkbahar ve Vazgeç gibi onca eseri canım abimin o eşsiz sesiyle iyi ki dinlemişiz ve halada büyük bir keyifle dinlemeye devam ediyoruz. İşte bizim en büyük şansımızda Serdar Çokuslu gibi bir ustamız ve onun yıllarını verdiği eşsiz grubu Whisky’nin var olması.

Sevgili Serdar abim, işte burada yazmaya çalıştığım herşey için ve çok daha fazlası için sana minnettarım. Senin emeğin ve hakkın asla kuru bir teşekkürle ödenmez bunu biliyorum. Ama şunu özellikle belirtmekte istiyorum, seninle aynı çağlarda nefes almak, eşsiz şarkılarınla Rock’N Roll büyüsüne kapılmak ve bu büyünün etkisiyle müziğe yönelmek ve bugün seninle aynı sahnelerde buluşmak benim için büyük bir onurdur.

Nice 40 yılların olsun büyük usta, benim gibi kim bilir daha kimleri etkiledin, kaç kişi senin sayende eline gitarını aldı veya kaç kişi bugün rock şarkıcısı oldu. Bunun sayısının oldukça fazla olduğundan şüphem yok. İyi ki varsın Serdar abim, seni çok seviyorum büyük usta, unutma her birimizin senden öğreneceği çok şey var daha.

Evet dostlar, yazı serimizin bu bölümünde Ülkemizin Rock Tarihinde yeri çok ayrı olan Heavy Metal’in babalarından Serdar Çokuslu’dan bahsettim. Bu yazıdan sonra her nerede olursanız olun fark etmez, sizden tek ricam bir Whisky şarkısı açın ve Kamil Özaydın abimize’de hepimiz adına selamlarımızı iletin olur mu, bir sonraki bölümümüzde görüşünceye kadar kendinize çok iyi bakın dostlar, Sevgiyle kalın….

WHİSKY

Babaanne

Ateş Suyu

Güneşin Tahtı

Dünyanın Kapısı

Biz

Best Off


Bu yazıyı paylaşın:

Jas lee Mor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir