tatu fly? “Doğu ve Batıyı Sentezlemeyi Seviyorum”

 

Merhaba, okurlarımız için tatu fly? dan ve hikayesinden biraz bahseder misiniz?

tatu fly?’ın temelleri 2001 yılına dayanıyor. Bir yandan bar gruplarıyla sahne alırken bir yandan da kendi müziklerimi yazıyordum. Zaman zaman sahneleme fırsatı da buluyordum. 2004 yılında Evren Uysal’la kurduğumuz iletişim, daha ciddi adımlar atmama vesile oldu. Evren bazı parçalarımın yurt dışında toplamalara girmesine ve dolayısıyla benim de bu parçaları bir albümde toplamama ön ayak olmuştur. Ancak maalesef Türkiye müzik endüstrisinde enstrümantal müziğe az değer verildiği üzere, bir albüm basmak uzun yıllarımızı aldı.

2014 yılında yayınladığınız ilk albüm ‘’Somewhere Around Nowhere‘’ hayatımın albümlerinden biri ve aynı zamanda bana göre bu topraklarda yayınlanmış en özel progresif rock baş yapıtlarından, şimdi de yeni albüm “Nomad’’ ile bizlerde büyük bir heyecan yarattınız. Albüm geçtiğimiz günlerde dijital platformlardaki yerini aldı. Bize biraz albümden, üretim sürecinden bahseder misiniz?

Albümü hazırlama sürecim, Laurent Gaude’un yazdığı ve Zeynep Utku’nun İstanbul Devlet Tiyatroları için uyarladığı Medea Kali oyununa hazırladığım müziklerin ardından, oyunu tekrar tekrar seyrettikçe bende yeni parçalar yazma arzusu uyandırmasıyla başladı. Tüm kayıtları bitirdiğimde albümü daha da zengin kılmak adına müzisyen arkadaşlarımın desteğini aldım. Cenk Erdoğan, “Black Sea” ve “Wall of Death” şarkılarında yaylı tanbur çaldı. “Odyssey”de Burak Ergenç gitarlarda bana eşlik etti. Ozan Erkan sağ kolum gibidir, parçaların çoğunda gitarlarıyla yer aldı. Mert Alkaya ile Murat Gülbay’ın stüdyosunda davulları kaydettik. 2001 yılında Gülüş Gülcügil Türkmen ile kaydettiğimiz vokal kayıtlarının bir kuplesini Nowhere’ de kullandık. Böylece tatu fly?’ın vokalli ilk parçası doğmuş oldu. Tüm bu süreç sona erdiğinde Medea, Kali ve Medusa figürlerini yansıtan bir anti-kahramanın spiritüel yolculuğunu anlatan bir albüm doğdu, diyebiliriz.

İlk albümünüz ile Nomad arasında size göre ne gibi farklar var?

İlk albüm uzun yıllar içerisinde kendime dair biriktirdiğim hikayelerden bir derleme gibi. Nomad daha mitolojik öğelerden beslendiğim bir albüm oldu. Tınılar birbirinden uzak değil; yine doğu – batı karışımı. Sound yine davul, gitar ve synthesizer üzerine kurulu; ancak bu albümde soundu biraz daha güçlendirdiğimi düşünüyorum.

Uzun bir bekleyişin ardından gelen “Nomad”e tepkiler nasıl?

tatu fly?’ı tanıyan ve bilenlerden gelen yorumlar oldukça pozitif ve motive edici. Daha sinematik ve hatta oyun müziği gibi olduğunu söyleyenler çok oldu. Yeni enstrümanlar ve yeni sesler beğeni almış gibi görünüyor.

Somewhere Around Nowhere in lansman konserinden sonra 5 yıl gibi uzun bir ara verdiğim için tatu fly?’ı bilmeyenlerin sayısı da bir hayli çok.  Doğal olarak, çevremdekiler beni çoğunlukla rock sahnelerinden tanıyorlardı. tatu fly?’ın müziği bu minvalde biraz şaşkınlık yaratmış olsa da bu çevreden güzel yorumlar gelmeye başladı.

Ülkemizde Psikedelik yada Progresif türde Rock aslında çok köklü. Şöyle bir düşünürsek İsmet Sıral, Moğollar, Barış Manço gibi babalardan milad alır, Nekropsi, Nemrud gibi günümüze kadar uzanır bu tarih. tatu fly?’da bu minvalde tarihteki yerini almıştır. Son bir kaç yılda Türkiye’de Rock ve metal müzik dinleyicisi de bu tarzı  oldukça benimsemiş görünüyor. Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Bence bu kaçınılmaz. Günün sonunda yukarıda saydığınız isimler de parçalar yazarken batıya öykünmüşler Pink Floyd, Led Zeppelin’i, The Beatles’ı, Jimi Hendrix’i örnek almışlar. Progresif ve psikedelik öğelerden beslenirken üzerine bu topraklardan sesler eklemişler. Rock ve Metal seven Türk dinleyicisine doğal olarak bu karışım samimi tınlıyor ve kulak kabartıyorlar.

 

İlk albümün kapağı çok etkileyiciydi. Bildiğim kadarıyla bir konsept üzerine kuruluydu. Nomad’in kapak tasarımı da oldukça başarılı. Her iki kapak çalışmasında da aynı isimle mi çalıştınız? Bir hikayeleri var mı?  

İki kapağı da kendimle özdeşleştirdiğim, beni temsil eden figürler süslüyor.

İlk albümdeki tüm görseller sevgili Ömer Yiğit Aral’ın çalışmalarından derlendi. Albüm içerisindeki kitapçıkta sırasıyla her parçanın hikayesine uygun bir görselimiz vardı. Baştan sona bir hikaye anlatıyordu.

Bu albüm hazırlıkları sürerken Yiğit yeni bir sergi üzerine çalıştığından birbirimize vakit ayıramadık.

Bunun üzerine Nomad için uzun yıllardır çalışmalarını hayranlıkla takip ettiğim, hep tanışmak istediğim Amerikalı Dark Sürrealist sanatçı Chet Zar’ın çalışmalarından birisi için kendisiyle iletişim kurdum ve özellikle albümün temasına çok uygun olduğunu düşündüğüm bu çalışmasını kullanmayı çok istediğimi söyledim. O da  beni kırmadı ve bu harika eseriyle albümün kapağını süsledi.

Geçen gün bir arkadaşıma ilk albümden In This Room’u dinlemesini tavsiye ettim ve grubun hastası oldu. Fakat ilk albümün cd’sini bulamamış, o nedenle sormak istiyorum. İlk albüm yeniden CD formatında basılacak mı? Nomad bildiğim kadarıyla plak olarak yayınlanacak, peki CD formatı?

Nomad’in sadece konserlerde satılmak üzere sınırlı sayıda bir cd baskısı olacak. Somewhere Around Nowhere hala cd olarak bulunabiliyor. Hammer Müzik, Zihni Müzik raflarında görüyorum. Nomad’in plağı basıldıktan sonra talep geldiği takdirde ilk albümün de plak olarak basılması için bir çalışmamız olabilir.

Bu eşsiz müziğin ve bestelerin yaratıcısı olarak nelerden ilham alırsınız?

En büyük ilham kaynağım soundtracklerdir. Filmlerdeki müziklerin duygularımıza hükmetmesi, bizi hikayenin içine çekmesi, kullanılan enstrümanlar ve sesler büyülemiştir beni hep. Ben de kendi hikayelerimi bu yolla anlatmayı seçiyorum.

Ülkemizdeki diğer progresif oluşumları takip ediyor musunuz ve en çok hangi isimleri beğeniyorsunuz?

Uzun yıllardır takipçisi olduğum, albümlerini biriktirdiğim, konserlerini kaçırmadığım Nekropsi, Kök, Kes, Nemrud ve İhtiyaç Molası’nı sayabilirim.

 Müziğinizdeki Doğu/Batı sentezi bizleri derinden etkiliyor. Bu izlere Nomad’de rastlamakta mümkün. Bu eşsiz dengeyi sağlamakta müzikte oldukça zor bir iş. Peki bundan sonraki çalışmalarınızda bizleri neler bekliyor olacak?

Doğu ve batıyı sentezlemeyi seviyorum. Synthesizerlardaki tekrar eden sesler, echo ve delaylerin yarattığı derinlik hissi, Türk musikisi makamlarıyla drive gitar tonlarının birleşimi ve onları destekleyen güçlü davulların yarattığı agresiflik bana çok keyif veriyor. Nomad’de bir de bunların üzerine senfonik sesler eklendi. İki albümde de düşük tempo hakim. Belki bundan sonraki çalışmalarım biraz daha tempolu olabilir.

Çerezzine olarak sorularımızı yanıtladığınız için size çok teşekkür eder, başarılarınızın devamını dileriz. Son olarak sevenlerinize neler söylemek istersiniz?

Ben teşekkür ederim.

İnsanların daha çok konsere gitmelerini, kendi müziğini üreten sanatçıları desteklemelerini ve onların albümlerini satın almalarını diliyorum. Onca emeğe saygı göstermelerini ve müziği sadece mp3 formatında dinlememelerini öneriyorum.


Bu yazıyı paylaşın:

Jas lee Mor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir