Türkiye’nin Yaşayan Efsane Black Metal Grubu Black Omen ”Hayatın ve Hayatlarımızın Negatif Görüngülerine Ayna Tutuyoruz”

– Öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Nasılsınız, hayat nasıl gidiyor?

  • Biz teşekkür ederiz. İyiyiz, iş-güç hayat koşuşturması rutiniyle akıyor günlerin çoğu.

– Türkiye’nin en köklü, en iyi ve en eski Black Metal gruplarındansınız. Özellikle benim Black Metal dinlemeye başlarken ilk göz ağrılarımdansınız ve istikrarınız, müziğiniz takdire şayan. Black Omen bu günlere nasıl geldi. Dünden bugüne, kuruluş yıllarınıza gelecek olursak Black Omen bugünlere nasıl geldi?

  • Sözleriniz için teşekkürler. 2000 yılında Eskişehir’de kuruldu grup. Yoğun bireysel çaba, istek ve özveri ile taşıdık grubu bu günlere kadar. İlk zamanlarda hücum kayıtla yaptığımız demodan itibaren, daha sonraları da profesyonel olarak kaydettiğimiz 3 albüm ve yeni çıkan EP ile birlikte yola devam ediyoruz. Bizim popüler beklentilerimiz hiç olmadı, grubu kendimizi ifade ettiğimiz idealist bir oluşum olarak görüyoruz. Kendi çabalarımızla yayınladığımız demoyu yine kendimiz dağıtım yaparak insanlara, radyo programlarına, şirketlere ve organizatörlere ulaştırdık. Bu çıkışımızın ardından çeşitli festivallerde sahne bulduk ve 3 albüm yayınladık. Albümleri profesyonel stüdyolarda kaydettik ve bu süreçte kayıt, beste gibi işlerde gelişim gösterdik. Belli bir kaliteyi koruyarak ve hep üstüne koyarak ilerlemeye çalıştık. 3. albümümüzde bunun örneğini iyi şekilde gösterdik. Son EP’mizde de aynı şekilde… Farklı şehirlerde yaşamaya başlamak, iş-güç gibi durumlar şartları oldukça zorlaştırdı ama yavaş yavaş da olsa hala devam ediyoruz ve buralardayız. Grubu aktif tutmak önemli bizim için.

– Kendini müzikal anlamda tekrar etmeyen, sürekli her yeni albümde dinleyicilerinize yeni atmosfer sunan bir grupsunuz. Yeni çıkan son albümünüz ”Darkness Is My Essence” çok muazzam bir albüm gerçekten. Bu albümün çalışma ve hazırlanma aşaması nasıl gelişti? Bize bu albümü hazırlarken nasıl duygu durumlara sahip oldunuz? Biraz bahseder misiniz?

  • Tekrar teşekkürler. Aslında belli bir tarzın dışına çıkmadık ama kendimizi de tekrar etmemek, besteleri geliştirmek adına yola koyuluyoruz her yeni üründe. Albüm kadar uzun olmasa da son EP’miz “Darkness is my Essence” için hazırlanırken bunca yıl ve albüm sonra birbirine benzer ya da “filler” şarkılardan oluşan yeni bir albüm yerine az ama öz şarkı yapma parolasıyla yola çıktık. Bir araya çok nadir gelebildiğimiz için süreç oldukça yavaş gelişti ama acelemiz yoktu. Bizi her iki yılda bir albüm yapmaya zorlayan bir şirketimiz olmadığı için her şey bize bağlıydı. Böylece 3 yeni şarkı besteledik ve 2 eski şarkımızın da yeni ve farklı versiyonlarını kaydettik. Yeni besteler, grubun eski günlerinden de izler taşıyor ama yeni denemeler de içeriyor. Birbirleriyle hem belli bir sound çemberi içinde hem de detaylarda ayrı yerlerde duruyorlar. İyi işler genelde negatif duygu durumlarından besleniyor bizim tarzlarımızda. Yine karanlık, melankolik ama bir o kadar da şiddet ve nefretle içine sıkıştığımız anların, içsel panoramamızın bir yansıması oldu bu EP.

– 2000 yılında kurulan, 19. yılında olan bir grupsunuz. ”When Pure Darkness Covers False World of Light” albümünüzü hiç unutmam. Özellikle ”Black Candle” ve ‘’Gothic Ceremony” albümün favori parçalarından benim için bir Black Metal dinleyicisi olarak. Bu ilk albümünüzün soundu olabildiğince sert ve agresifti. Son albümlerinize bakacak olursak, daha senfonik bir sounda sahipsiniz. Neden müzikal anlamda daha senfonik bir sound ile devam etmeyi tercih ettiniz?

  • Aslında yalnızca 2. Albüm “Sinphony”, senfonik black tarzında. Daha sonra çift gitara geçtik ve gitar melodilerine daha fazla yer açıp, senfonik öğeleri azalttık. İlk albümde tonlar daha sertti ama o albümün tarzına o sound uygundu. Senfonik altyapıların yoğun olduğu bir iş yaparken fazla sayıda enstrüman ve sesi bir arada duyurabilmek için tonlamaları daha çiğ yapmaya başladık. Böylece grubun soundu hem daha black oldu hem de gitarın tüm alt yapıları ezmesinin önüne geçmiş olduk. Elbette imkanlar sınırlı olduğu için olabildiğince istediğimize yakın işler çıkarttık ama büyük şirketlerin bu tarzda ünlü gruplarının 10’da 20’de biri bir bütçeyle yapılabilecekler de sınırlı.

– Black Metal hemen hemen bütün dinleyicileri ve sanatçıları için ”karanlık, ölüm, nefret, isyan” vs. gibi ögeleri hissettiriyor ve ifade ediyor. Peki Black Omen için Black Metal nedir ve ne ifade ediyor?

  • Evet, bizim için de öyle. Bunlar, tarzın büyük topikleri. Her ne kadar bizim tarzımızı tanımlamak için black metal ifadesi tam doğru ve yeterli olmasa da karanlık, ölüm ve nefret her zaman müziğimizi besleyen konular olmuştur. Bunun yanında mitoloji, edebiyat ve psikolojinin karanlık yanlarının da izlerini sürüyoruz.

– Türk Metal camiasında köklü bir grupsunuz. Türk Metal camiasında sahne almanız bakımından organizatörlerden memnun musunuz? Yeterince gereken değeri ve ilgiyi görüyor musunuz?

  • Bu tarz grupların gösterdiği emek ve özveriyi elbette organizatörler de gösteriyor. Bize destek olan çok organizasyon oldu. Ancak, sahne almak bakımından ikili ilişkiler önem arz ediyor ve her organizasyonda yer almanız kolay olmuyor tabii ki.

– Yeni albümü ne zaman göreceğiz? Yeni albüm çalışmalarınız var mı?

  • Yeni albüm çalışmalarımız yok aslında şu anda. EP’ler müzik endüstrilerinde genelde albümleri önceleyen çalışmalar olarak piyasaya sürülür, hatta albümden şarkılar yer alır ama biz albüm öncesi değil albüm yerine EP yaptık. Zaman gösterecek bakalım, ilham ne zaman gelir de yeni bir albüm düşüncemiz olur. Şartlar çok kolay değil albüm yapmak için ve en önemlisi sırf albüm olsun diye albüm yapmak istemeyiz. Şu ana kadarki işlerimizin üstüne çıkmamız, bizi tatmin etmesi gerekir.

– Black Metal icra ederken nelerden besleniyorsunuz? Ne gibi duygularla bu türü icra ediyorsunuz?

  • Hayatın ve hayatlarımızın negatif görüngülerine ayna tutuyoruz. Karanlık ve melankolide, edebiyat ve sanatın ve dünyanın sorunlu köşelerinde duraklıyoruz.

– Şarkı sözlerinizin konsepti nedir? Ve şarkı sözlerinizin diğer Black Metal gruplarından farkı nedir?

  • Tek bir konsept yok aslında. İlk albümde vampirik bir öykü üzerinden varoluşu, tanrıyı, aşkı, ilişkileri ve içsel çatışmaları işlemiştik. Önceki sorularda da cevap verdiğimiz gibi karanlık öyküler, mitoloji, ölüm, melankoli, içsel ve dışsal çatışmalar, psikoloji-psikanaliz gibi konularda yazıyoruz. Birkaç şarkımızda da inançsal eleştiriler var. Diğer black metal gruplarından çok farklı değil aslında.

– Kurulduğunuz yıldan bu yana grup olarak hayalleriniz oldu mu? Ve şu an istediğiniz yerde misiniz?

  • Popülist hayallerimiz pek olmadı aslında. Hayalimiz grubu aktif tutmak, kendimizi tatmin edebilecek ürünler yayınlamak, sahnelere çıkıp bizi dinleyen insanlarla müziğimizi paylaşabilmekti. Bunları gerçekleştirdik aslında. Elbette yurtdışında büyük festivallerde yer almayı her grup gibi biz de isterdik ama şartlarımız kolay değil.

– Tarzınızın dünyaca ünlü Black Metal gruplarıyla karşılaştırıldığında, klavye kullanımının olabildiğince yoğun olduğu, karanlık ve atmosferik yapılı müziğinizle İskandinav gruplara nazaran ülkemizde farklı bir müziğe sahipsiniz. Bu müzik ruhunu icra etmeyi nelere borçlusunuz?

  • Aslında İskandinav melodik/senfonik gruplarla benzer sounda sahip olduğumuzu düşünüyoruz. Pure black gruplarından bahsediyorsanız o tarzdan faklı elbette. Biz hissettiğimiz, içimizden gelen, duygularımızı yansıtabilecek müziği yaptık. Ortaya black-gothic-dark-doom gibi tarzlarla dirsek teması olan bir sound çıktı. Bu müziği icra etmeyi, saydığımız birbirine yakın ama farklı tarzları takip etmemize ve müziğimizde bu bileşenleri yoğurmaya borçluyuz.

– Dünden bugüne bu müziği icra ederken etkilendiğiniz gruplar oldu mu?

  • Bathory, Emperor, Dimmu Borgir, My Dying Bride gibi grupların 90’lar zamanları ve bir önceki soruda saydığımız tarzlardan sayısız grup… Ayrıca Carl Orff gibi karanlık klasik müzik eserlerini de ekleyebiliriz.

– Göze çarpan konserlerinizden biri ise 22 Ekim 2005’teki İzmir Rock Festivali’nde İsveçli efsane Black Metal grubu Marduk ile aynı sahneyi paylaştınız. Marduk gibi bir grupla aynı sahneyi paylaşmak nasıl bir duyguydu? O zaman dilimini nasıl geçirdiniz?

  • Marduk’la aynı sahnede yer almak bizim için onurdur. Ayrıc Rotting Christ ile de 2 kez aynı sahneyi paylaştık. Sonuçta tek de çıksak festivalde de çalsak her zaman en iyi şekilde sahnede müziğimizi icra etmeye çalışıyoruz. Marduk konseri oldukça kalabalıktı ve İzmir seyircisi bizi yalnız bırakmadı. Kalabalık bir seyirciye çalmıştık. Şimdilerde, yabancı grupların olduğu festivallerde yerli gruplara yeterli ilgi gösterilmiyor gibi.

– İleriye dönük olarak bakacak olursak, bundan sonra ki hedefleriniz neler? Dinleyicileri neler bekliyor? Konser planlarınız var mı?

  • Biz konserlere hep devam ettik. Sürekli turnelemeye, sahneye sık çıkmaya pek müsaade etmiyor hayat şartlarımız ama ortalama yılda birkaç sahnemiz oluyor. Önümüzde 17 Kasım’da İstanbul’da Opera IX ve Sabhankra ile yer alacağımız Chaos Extreme Fest XI var. Onun dışında şu an kesin bir şey yok. Mutlaka yer yer sahnelere devam ederiz.

Bu güzel geçtiğine inandığım röportajda sizinle olmak onur vericiydi. Son olarak buradan Black Metal dinleyicilerine ve dinleyicilerinize söylemek istediğiniz şeyler var mı? Son söz sizin…

  • O onur bize ait. Black Metal değil de Black Omen dinleyicilerine seslenelim. Bugüne kadar bizimle olduğunuz ve desteğiniz için teşekkürler. Umarız ruhumuzu size hissettirebilmişizdir. Bu güzel röportaj için Çerezzine’e de teşekkür eder, yayın hayatınızda başarılar dileriz. Grupla iletişim için:

https://www.facebook.com/blackomenturkey/
https://www.facebook.com/groups/blackomenturkey/
https://www.instagram.com/blackomenturkey/
Mail: blackomenturkey@gmail.com
Bandcamp: https://blackomen.bandcamp.com/


Bu yazıyı paylaşın:

densiste

1991 doğumlu Metal müzisyeni ve aynı zamanda yazar. Melankolinin hüzünlü olma mutluluğuyla yaşayan metaforik bir insan...

Bir Yorum Mevcut

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir