Metalcilerin Karşılaştığı Bazı Durumlar

Hepimiz Heavy Metal müziğin klişe bilgilerle bile olsa nasıl bir müzik olduğunu biliyoruzdur. En basitinden Metal müzik dinlemeyen ve sevmeyen bir insan bu müziği ”gürültü” olarak tanımlayabilir. Bir felsefesi olduğunu, bu müziği dinlemeyen insanlar pek bilmez. Anlatmaya çalışsanız da, bir kulaktan girer diğer kulaktan çıkar. Ve en çok önyargı ile tanınan bir müzik türüdür, maalesef…

Bir Metal müzik tutkunu olarak, gerek karşılaştığım ve gerekse bildiğim, aklımda, zihnimde ve fikrimde yer eden bazı durumlar var metalcilerin karşılaştığı…

– Tramvay turnikesine doğru ilerliyorsun. Az arkanda bir kişi daha var. Uzun saçlı, keçi sakallı, dövmeli, deri ceketli, dar pantolonlu, küpesi ve pirsingleri olan vs.. Çaktırmadan arkandan gelirken ona bakıyorsun, eleman önüne geçtiğinde ise dikkatin daha da çok artıyor ona karşı. Birden bir heyecana kapılıyorsun. ”Saçların on numara, ben de Metal dinliyorum” gibi şeyler diyesin geliyor ama kimi hemen balıklama atlamayı tercih ediyor, kimi ise susarak gözlemeye devam ediyor. Konuşmayı tercih eden: ”Metalcisin galiba. Ben de Metal dinliyorum. Tarzını beğendim”. gibi konuşmalarıyla sohbet açmaya çalışıyor. Eğer sohbet devam ederse, o sohbet tramvay yolculuğunda devam ediyor. Belki tanışıp arkadaş oluyorsun, belki de o sohbet orada kalıyor. Susarak gözlemeye, onu izlemeye çalışan ise çok çok göz göze geliyor ve en fazla aradaki mesafe tramvaya aynı anda binmek oluyor ve bu macerada burada bitiyor…

– Metalci arkadaşlarınla açık alanda, mesela bir parkta oturuyorsun. İçeceklerini almış, gülüp vakit geçiriyorsun. O ortamda olmazsa olmazı, en azından birinin telefondan Metal bir şarkı açıp hep beraber dinlenmesi. Şarkının en can alıcı yeri geliyor, belki nakaratı, belki de o güzide brutal vokalin en sağlam ve ihtişamlı girdiği an. Maalesef tam o sırada arkadaşlarından birisi telefonda çalan müziğe aldırış etmeden saçma sapan konular açarak müziği bastırması. Şarkıyı telefondan açan kişi ise sadece susar ya da çok çok ”oğlum susta şarkıyı dinleyelim” der. Döver misin, küfür mü edersin orası bilinmez…

– Mesela Güneydoğu Anadolu’da yaşıyorsun. Metal müziğin unutulmaya yüz tutmuş bir şehrinde. Bandanayla çarşıya çıkıyorsun, ve oradan gereksiz biri sana şöyle bağırıyor yanından geçerken: ”Rambooooooo!”. Tabi muhatap olmuyorsun ama sinirin bozulmaması veya küfür etme isteği elde değil…

– Bir avm’nin terasında metalci arkadaşlarınla oturuyorsun. Arka masada oturan birkaç gereksiz tip var. Artık arsızlığa öyle alışmışlar ki, aralarında şöyle dediklerini işitiyorsun: ”Vay arkadaş. Şu tiplere bak. Bizde mi kedi kessek?”. Bu en sinir bozucu durumların başında gelebilir. Yok abi biz satanist kesen metalci kedileriz. Tövbe!

– Bir Metal konserindesin. En sevdiğin grup sahnede. Bir Black Metal grubu mesela. Artık içine, hislerine ve tutkuna öyle işlemiş ki o fanı olduğun sahnedeki grup, şarkıya başlamadan önce hangi şarkıyı söyleyeceklerini bile kestirebiliyorsun. Grubun vokali şarkının ismini söylemeden önce, o kalabalığın arasında ellerini havaya kaldırarak, şarkının ismini bağırıyorsun ve hemen ardından grubun vokali brutal vokalle şarkının adını söylüyor ve şarkıya başlıyor. Unutulmaz anlardandır, verdiği haz paha biçilemez…

– Yaşını başını almış bir metalcisin. Metalci olduğun dış görünüşünden, tarzından her haliyle belli oluyor. Alışveriş merkezinden çıkmış yolda yürüyorsun. Kenarda oturan, sırtında klasik gitarı olan genç bir çocuk var. Abisini görünce heyecana kapılıyor tabi. Ve yanından geçerken hemen metalci abisine sesleniyor: ”Abi ben de metalciyim. Metallica çok dinliyorum. Sende mi metalcisin abi?” diyor ve aldığı cevap kısa oluyor: ”Evet, dinliyorum.” Gencin hevesi kırılıyor tabi, konuşmak istiyor abisiyle fakat yaşlı kurt o kadar alışmış ki bu tür şeylere artık durduk yere konuşmaktan bile uzak duruyor. Sende büyüyeceksin genç evlat!

– Bir Metal festivalindesin. Bir Death Metal grubu sahnede. Grubun vokali topluluğa Wall of Death yaptırmak için hazırlık yaptırıyor konuşmalarıyla. Pogo seansından önce ortadaki boşlukta saçma sapan hareketlerle dans eden emolar var. O ortaya hangi cesaretle girdiklerini bilemeyiz ama wall of death başladıktan sonra ne hale düşeceklerini kestiremiyor değiliz. Sen misin o dansı eden?..

– Yine metalcilerle aynı ortamdasın, mesela bir kafede köşe kenarda oturuyorsun. Bir arkadaşın bilmediğin bir grup veya müzisyen ismini söylüyor Metal yapan. Sende o grubu veya müzisyeni bilmiyorsun. Sana ”Nasıl dinler misin?” dediğinde, bilmiyorum diyeceğine: ”Evet, çok iyiler.” gibi bir cevap veriyorsun. Ah be kardeşim, bilmiyorum desen öğrensen ne olacak ki? Bilmemek değil, öğrenmemek ayıp diyelim buna da…

Bu tür durumlar say say bitmez. Ülkemizde Metal müzik yapan birçok grup var her türden. Fakat Türkiye’de Metal müzik ve metalciler azınlık olduğu için halkın ve toplumun ön yargıları say say bitmez. Metal müzik ”aşkın, sistem karşıtlığının, özgürlüğün, barışın, eşitliğin” gibi insani duyguları barındıracak felsefesi olan bir müzik türüdür. Keşke bunları herkes anlayabilse.

Son olarak sosyal medyada çok karşılaştığım bir durum var ve bu duruma açıkçası çok üzülüyorum. Misal bir İskandinav ülkelerini bu müzikte takım tutar gibi tutan metalciler var. Yeni bir Türk Metal grubu çıktığında, ilk parçalarını paylaştıklarında; yapıcı eleştiri yapmak ve destek olmak yerine yabancı ülkelerle kıyaslıyorlar. Ah be abicim, burası Türkiye. Elini öp başına koy derim. Bu topraklarda işini hakkıyla yapan çok grup var. Biraz insaf…

Son olarak, ne demiş Albert Einstein: ”Önyargıları parçalamak, atomu parçalamaktan zordur…”

Önyargısız bir yeryüzünde yaşamak temennisiyle…


Bu yazıyı paylaşın:

Burak Gazioğlu

1991 doğumlu Metal müzisyeni ve aynı zamanda yazar. Melankolinin hüzünlü olma mutluluğuyla yaşayan metaforik bir insan...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir