90’ların Türk Pop’u ZEYNEP DORUK İle Geri Geliyor!

Öncelikle röportaj  teklifimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz Zeynep. Nasılsınız, hayat nasıl gidiyor?

  • Röportaj teklifiniz için ben teşekkür ederim! Hayat sağlıklı oldukça, sevdiklerimiz yanımızda olunca ve hayalleri gerçekleştirebildikçe çok ama çok güzel… Şu an aynen böyle bir dönemdeyim ve bunun için ne kadar müteşekkirim anlatamam.

Bize kendinizden biraz bahseder misiniz?

  • İstanbul doğumluyum. İtalyan Lisesi mezunuyum. Lise bittikten sonra Roma’da “La Sapienza” Üniversitesi’nde Edebiyat, Müzik ve Gösteri Sanatları eğitimi aldım. Kendimi bildim bileli şarkı söylemek istiyordum. İstanbul’a döndükten sonra da tam bursla girdiğim İstanbul Bilgi Üniversitesi Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi’ni yüksek onurla bitirdim. Sahneye profesyonel olarak ilk kez İstanbul Gelişim Orkestrası’nın solisti olarak çıktım. 4 yıl bu görevi yürüttükten sonra vokalistlik serüveni başladı. İlk vokalistliğim Ajda Pekkan’la oldu, sonra onu Yalın ve Sertab Erener izledi. Bu arada oyunculuk yapmaya başladım, uzun soluklu projelerde yer aldım. Birçok jingle seslendirdim. Ve şimdi ilk albümümü yaptım. Kendimi hâlâ geliştirmeye çalışıyorum. 

”Unutmasınlar” isimli bir albüm ile yeni çıkış yaptınız. Özellikle albümdeki ”Unutmasınlar Aşkım” isimli şarkınız gerçekten dinleyene  o derin hissiyatı veriyor. ”Unutmasınlar” isimli bu albümünüzün çıkmadan önceki süreci nasıl geçti? Bu albümün hayatınızdaki yeri nedir?

  • Kendi sözlerim, melodilerim ve hikayelerimden oluşan bu albüm benim için çok değerli. Bu albümü bu şekilde gerçekleştirebilmek için çok bekledim. Çok sancı var öncesinde, çok gözyaşı ama her şeye rağmen acele etmedim, içime sinmesi elzemdi, kafamdaki ve gönlümdeki müzikten taviz vermedim. Yıllar içinde bu şarkıları dinleyiciye ulaştırmak için çok çabaladım açıkçası. Yolum geçen sene yapımcım Mustafa Karahan’la kesişti. Bana çok inandı, sağolsun. Herkes tekli çıkarırken biz çok büyük bir emek ve inançla, her şarkısı içimize sinen sekiz şarkılık bir albüm yaptık.

Türk Rock müziğin üstadlarından Kıraç’ın ”Deli Düş” isimli şarkısını coverladınız bu albümde. Hatta Kıraç bu coverdan ötürü sizden övgüyle bahsetti. Peki Kıraç’ın o kadar şarkısının arasından neden ”Deli Düş”? Bu şarkıyı seçmenizdeki duygu ve hissiyatları merak ediyoruz doğrusu…

  • İlk albümüme koyacağım cover şarkıların, kendi dertlerim ve hikayelerimle uyuşması gerekiyordu; bu benim için çok önemliydi. Çok fazla bilinen şarkılardan da özellikle kaçındım. Kıraç’ın “Deli Düş”ü benim kendi yolculuğumla çok örtüşüyordu. Benim de önümde tuzaklar vardı, peşimde acılar, içimde deli bir düş… Şarkının sözlerindeki derinliği sevdim, içindeki başkaldırıyı… Tarzımın dışında olması ve kendime ters köşe yapabilmem de beni kamçıladı açıkçası.

Türk müziğe yeni bir soluk getireceğinize inanıyoruz. Merak ettiğimiz bir konu var; icra ettiğiniz müziğin türünü ne olarak tanımlıyorsunuz?

  • Öncelikle bu temenni için teşekkür ederim. Pop. Hoş, “pop müzik” dediğimiz şey yıllar içinde kendini güncelliyor, çünkü popüler olan şeyler başkalaşıyor ama yine de pop müzik, evet. 

”Unutmasınlar” isimli albümünüzün ilk klibi albümden ”Unutmasınlar Aşkım”a çekildi. Albümden ikinci yeni bir klip düşünüyor musunuz?

  • Düşünüyoruz tabii. Şirkette herkesin başka bir favorisi var; bu bir yandan çok hoşuma gidiyor ama bir yandan da ikinci klibi hangi şarkıya çekeceğimiz konusunda kafamızı karıştırıyor. Bakalım… Kısa zamanda karar vereceğiz inşallah. 

Türk müzik piyasası hakkında düşünceleriniz nelerdir? Türkiye’de çok basit sözler ve sırf müzik olsun diye sanatçı olduğunu savunan ünlülerin mevcut popularite konumlarını hak ettiğini düşünüyor musunuz?

  • Benim gönlüm galiba 90’larda kaldı… İçimde büyük bir nostalji hatta melankoli var o yıllara dair. Şu son 5-10 senede özellikle Türk pop müziğinin çok kirlendiğini düşünüyorum. Bu mesele beni gerçekten üzüyor biliyor musunuz? Ben hep anlamlı hikayeler, güzel melodiler peşinde koşuyorum. “Pop müzik derin olamaz” meselesine de asla inanmıyorum ama artık kimse o benim çocukluğumdaki gibi şarkılar yazmıyor, bestecilerin de, aranjörlerin de, halka bu tür içi boş şarkıları layık gören yapımcıların da kabahati çok; sadece sanatçılar değil bence mesele. Toplu olarak batıyoruz.

İleriye dönük bakacak olursanız, bir müzisyenle düet yapma planınız var mı kayıt alarak?

  • Şu anda öyle bir planım yok, hayır. Hayat bu, ne getirir bilinmez.

Müzik Zeynep Doruk için nedir ve ne değildir? Ve müzik dinlerken öncelikli olarak ne tür müzikler kendinizi iyi hissettiriyor ve tercih ediyorsunuz?

  • Bunu hep söylüyorum; müzik benim için başka boyuta açılan bir portal. Beni içinde bulunduğum gerçeklikten, yerden, zamandan koparıp başka yerlere götürüyor ve ben kendimi ışınlanmış buluyorum, bu hissi de hiç bir şeye değişmem. Dinlediğim müzikler, içinde bulunduğum halet-i ruhiyeye göre değişiyor açıkçası; bazen delice dans edesim geliyor, ona uygun bir şarkı koyuyorum, bazen oldukça sakin ve enstrümantal müzikler dinliyorum, bazense dertleniyorum, bağıra çağıra tek başıma eşlik edeceğim bir şarkı buluyorum. 

14 yaşında tek başınıza Amerika’ya yaz kampına müzik öğrenmeye gittiniz, lise son sınıfa kadar. Ve ilerleyen yıllarda sanat eğitim hayatınızda takdire şayan başarılarınız var. Üniversite yıllarındaki hayalleriniz neydi ve şu anki hayalleriniz nelerdir?

  • Hayallerim yıllar içinde çok da değişmedi. Önceliğim sahnede şarkı söyleyebilmekti, gönlüm kendi şarkılarımı icra edebilmekten ve yıllar boyunca istikrarlı bir biçimde bu dünyada var olmaktan yanaydı. Hâlâ da öyle… Beni uzun süredir takip eden, sahne aldığım yerlere düzenli gelen minik bir kitlem var. Beraber büyüyor, beraber şekilleniyoruz. Bu tür paylaşımlar beni çok mutlu ediyor; böyle daha çok fırsat olsa ne güzel olur! Üretmeye devam edebilmeyi, sağlığıma özen göstermeyi ve kendimi her şeyimle sevmeyi derinden içselleştirebilmeyi, sesimi koruyabilmeyi, yeteneklerimi sürekli geliştirebilmeyi, yaşamaya üşenmeden, iştahım azalmadan, açık fikirli ve iyi bir insan olarak kalabilmeyi, kibarlık ve sevgiyle var olup, iyilik ve güzellik adına çalışabilmeyi, ne olursa olsun kendi özüme ve bana güvenenlere ihanet etmemeyi, etrafımdaki herkesin hayatlarına olumlu bir şeyler katabilmeyi, dertlerimi şarkılar aracılığıyla anlatabilmeyi, her düştüğümde daha hızlı ayaklanabilmeyi ve bütün bunların neticesinde ömrümün sonuna dek hep büyük bir mutlulukla sahnede var olabilmeyi umuyorum ve diliyorum. 

İlk vokalistlik deneyiminizi 1 yıl Ajda Pekkan ile aldınız. Sonrasında 5 yıl Yalın’ın vokalistliğini yaptınız. Ve daha sonra 2010 yılında Sertab Erener’in vokalistliğini yapmaya başladınız. Bu ünlü sanatçılarla çalışmak sizlere ne gibi şeyler kattı? Bu süreçlerden bizlere bahseder misiniz?

  • Bütün bu sanatçıların bana kattığı en önemli şey, uzun yıllar sahne önündeki ve arkasındaki her şeyi gözlemleyebilme fırsatı oldu. İşin mutfağından gelerek kendi kariyerini oluşturmak, belki klişe olacak ama uzun vadede bence çok önemli bir şey. Şan ve şöhretin karanlık tarafına geçenleri de gördüm, bunları hiç kale almadan derdi sadece kendiyle ve sanatıyla olup öyle ilerleyenleri de… Bir de hep diyorum; bütün bu süreç bana büyük nefs terbiyesi olarak geri döndü. 

”Hayat Bilgisi” , ”Sessiz Gemiler” ve ”Seksenler” gibi dizilerde rol aldınız. ”Acayip Hikayeler” adlı dizinin jenerik müziğini ve birçok reklamların jingle’larını seslendirdiniz. Dizilerde rol almak size ne gibi şeyler kattı? İleriye dönük bakacak olursak herhangi bir dizide rol alma durumunuz var mı?

  • Tabii, neden olmasın? Oyunculuktan da büyük keyif alıyorum. Perran Kutman, Savaş Dinçer gibi duayen isimlerle oynadım, sadece beraber yer aldığımız sahnelerden bile bir şeyler öğrendim. Gönlüm şarkıcılık ve oyunculuğun buluştuğu bir projede yer almaktan yana açıkçası. İkisini birleştirebilmek güzel olurdu.

Düzenli olarak sahne aldığınız yerler var. Geleceğe dair geniş çaplı konserlere dahil olma veya konser verme planlarınız var mı?

  • İşte bu, hayatta en çok istediğim şeylerden biri… Seyirciyle göz göze, hep bir ağızdan şarkı söylemeyi çok seviyorum… Her sahnenin, seyirciyle beraber oluşan kendine has bir titreşimi oluyor, o titreşimi sahneye çıkar çıkmaz önce ayaklarınızın altında hissetmeye başlıyorsunuz, sonra bütün vücudunuza yayılıyor. Hayattaki en güzel şeylerden biri bu!

Son olarak bu röportajda sizinle olmak çok keyifli ve onur vericiydi. Bu röportajın güzel geçtiğine inanıyorum. Umarız aynı keyfi siz de almışsınızdır. Buradan müzik severlere söylemek istediğiniz şeyler var mı? Son söz sizin…

“Eğer pop müzik seviyorsanız, siz de benim gibi 90’lardaki tınıları özlüyorsanız, şarkıların içinde güzel hikayeler arıyorsanız lütfen ilk albümüm ‘Unutmasınlar’a kulak verin, size anlatacaklarım var.” diyorum. Bu güzel röportaj için size çok teşekkür ediyorum.


Bu yazıyı paylaşın:

densiste

1991 doğumlu Metal müzisyeni ve aynı zamanda yazar. Melankolinin hüzünlü olma mutluluğuyla yaşayan metaforik bir insan...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir